DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Ağlamak


Ağladığı bilinen tek hayvan olan insanın, niçin ağladığını ve bizi nasıl etkilediğini yakın zamanda incelemeye başlayan bilimadamları, "Ağlamak, zor bir duruma karşı gösterilen yararlı bir biyolojik tepki olabilir" diyorlar.

Yani elde edilen kanıtlar, gözyaşları ile vücuttan ayıklanan muhtemel zararlı kimyasal maddeler arasında bir bağlantı olduğunu ima ediyorlar. Ancak, her cinsten yaşın nitelikleri de aynı değil. Minnesota, USA'lı Prof. W.H.Frey, acıklı bir filme tepki olarak akıtılan yaş ile soğan doğramanın neden olduğu yaşı karşılaştırmıştır. Duygusal baskının ortaya çıkardığı yaşların, gözün tahriş olması ile ortaya çıkan yaşlardan daha fazla protein muhtevası var imiş. "Kendilerini üzgün hisseden insanların, yaşlardaki bazı maddeleri dışarı atarak düzeltilen birtakım biokimyasal dengesizliklerin olması muhtemeldir" diyor.

Böyle bakıldığında ağlama, nefes verme, terleme, idrar sökme ve bağırsakları boşaltmaktan farklı değil. Bütün bu işlemler, vücuda artık ve zehirli maddeleri atmaya yardımcı olur. Dr. Frey yıllardır az rastlanan ve kalıtımsal bir hastalık olan "dysautomia" üzerinde çalışıyormuş. Dysautomia hastaları yaş dökemezler. Nedeni bilinmiyor, ama Dr. Frey "Bu problemi olan kişiler, duygusal baskıya veya hafif heyecana çok uçta bir tepki gösteriyorlar. Tansiyonları yükseliyor, çok fazla terliyor ve tükürük çıkarıyorlar ve derileri pençe pençe kızarıyor. Bütün bunlar ağlayamadıkları için ortaya çıkıyor olabilir."

Bilim adamları, henüz gözyaşındaki hangi maddenin asabiyetle ilgili olduğunu bilmemekle beraber, sağlıklı insanların ülserli ve kolitli kişilere oranla daha çok ağladığını biliyorlar. Bazı doktorlar, sıkıştırılan, hapsedilen duyguların, yüksek tansiyon, sırt ağrıları, migrenler ve bazı egzama cinsleri gibi psikosomatik hastalıklara neden olduğuna inanıyorlar.

Ağlamak, asap bozukluğuna karşı biokimyasal tepkileri azaltmakla kalmıyor, vücudu da sakinleştiriyor. İyi bir hıçkırıktan sonra kişi derin derin nefes alıyor, kalp atışları hızlanıyor ki bu da idmandan farklı değil.

Tabii, çoğumuz, yalnız olduğumuz zaman bile ağlamaktan kaçınıyoruz. Bir zayıflık işareti sayılıyor. Bir doktorun işaret ettiği gibi, "Eğer kadınlar ve erkekler, duygularını daha rahat sergileyebilselerdi sağlıklarını koruyabilir, uyuşturucular veya alkol gibi ruh hali değiştiren şeylere daha az ihtiyaç duyarlardı."
Sayfa: