DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Bölünmek


Sistemin en büyük gücünün "böl ve yönet" stratejisi olduğunu artık herkes biliyor. Ama bölmenin sinsicesi ile karşılaştığımızda farkedemiyorsak bu bölücülerin değil, bizim sorunumuzdur. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için konuşacağım. Şu anda Ekmel'e oy veren kesim oy vermeye gitmeyen kesimden yakınıyor. Evet, ben de oy vermeye gitmeyen kesimdenim. Bugün yine seçim yapılsa, sonucun bu olacağını bile bile yine gitmem. Açık ve net, beni temsil edecek bir aday yoktu ve ben gitmemeyi tercih ettim...

"Ekmel'in aldığı %38,5 oyun emin olun en az 20 puanı ona zoraki oy verenlerin oranıdır. Aslına bakarsanız ben de bu %20 ye tepkiliyim...Gitmeseydiniz arkadaşım oy vermeye. İşte o vakit katılım oranı %55 lere düşecekti. Sandık başına giderek seçimi meşrulaştırmış oldunuz. İnsana ölümü gösterip kansere razı etmeye çalışanlara teslim oldunuz. İkisinin de ucunda ölüm var. Bir darbe de siz indirseydiniz basiretsiz, kafasız, size istemediğiniz birşeye zorlayan siyasetçilere. Bir ders verseydiniz Kılıçdara ve matematik dehası Bahçeli'ye...." Diyebilirim değil mi?

Şimdi sistemi yavaş yavaş onarma şansını da yitirdik diyenlere bir sözüm var, cumhuriyeti kuranlar öyle pek yavaş yavaş kurmadılar...Açın Nutuk'u okuyun, açın Şu Çılgın Türkler'i okuyun...

Yahu anlam veremediğim birşey var...

Kılıçdarla, Bahçeli'yi ciddiye alan birileri var mı? Hani kökten-aileden CHP'li veya MHP'lilere de soruyorum: "Bunlar gerçekten benim adamımdır, sonuna kadar beni temsil edebilecek iradeye ve güce sahiptir" diyen var mı? Sadece cumhurbaşkanlığı seçimlerinde değil, yerel seçimlerde de siz bu adamlara zoraki oy vermediniz mi? Hatta belki (İstifa etmezlerse-ki etmezler) 1 yıl sonraki genel seçimlerde yine onlara oy vermek ZORUNDA kalmayacak mısınız? Bugüne kadar kendinizi ZORUNDA hissettiğiniz için bir kez daha o sevmediğiniz, beğenmediğiniz, iktidar karşıtı gibi gözüküp iktidarın zırhı olan "sözde" muhalefete oy vermek ZORUNDA kalmayacak mısınız?

İşte Tayyiple aralarındaki fark budur. Şimdi Kılıçdar ile Bahçeli'nin defolup gitme vakitleridir. Cumhuriyetçi bir aday sunamadıkları için... Halka doğruyu gösterme başarısına nail olabilmek bir yana, doğru adayı göstermeye cesaret dahi edemedikleri için... (Dikkat ediniz ki kimse Ekmel'i eleştirmiyor. Çünkü aslında oy verenler de başarısızlığın kime ait olduğunun ayan beyan farkında.)

Şimdi... Bütün bu anlattıklarımın bölünme ile ne alakası var? Ekmel'e oy verenler ve sandığa gitmeyenler-boykotçular kendi aralarında dahi birbirlerine öfkeli. Zaten mezhep, yöre, alt köken-üst köken bakımından bizi yeterince bölmüşlerdi, şimdi de oy vermeye giden ve gitmeyenler olarak bölünelim. "İnsanlar neden böyle oldu, bundan sonra ne yapmalıyız." diye düşünmek yerine, birbirlerini alaşağı etmekle meşguller. Asıl suçlu ilan edilmesi gerekenler karşımıza bu adayları çıkaranlarken, birbirimizi yemek kimin işine yarar?
Sayfa: