DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Devremülk tatili yapmak



Toplam 45 fotoğraf bulunmaktadır
Yılın belirli dönemlerinde insanların genellikle termal sağlık hizmetlerinden yararlanmak amacıyla şehrin dışına kurulmuş tesislerden ev satın almaya, kiralamaya devremülk deniliyormuş.
Geçtiğimiz yıllarda bizden maddi durum olarak daha üstün olan akrabalarımızın zaman zaman bu bahsedilen devremülklere geldiklerini duyardık. 50 yaşı aşmış, emekli sınıfından olan bu akrabalar çeşitli rahatsızlıklara sahip oldukları için jeotermal kaynaklardan elde edilen bu şifalı sularla tedavi olmayı, rahatlamayı, şehrin gürültüsünden uzaklaşıp doğanın sesini dinlemeyi isteklerinden her yıl 15 gün mutlaka gittiklerini söylüyorlardı. Onların devremülkleri Afyon taraflarında bir tesisti sanırım.

Sinirsel rahatsızlığı olan annem, geçen sene kendisine belki bu sıcak sular iyi gelir umuduyla abimin internetten araştırması sonucu bulduğu Bolu, Mudurnu'daki Sarot Termal Vadi adlı tesisten bir devremülk almaya karar verdi. Geniş bir vadi üzerine kurulmuş olan bu tesis, sıra sıra dizilmiş üç veya dört katlı evlerden oluşmakla birlikte yeni inşası hala devam etmekte olan daha yüksek katlı binalara sahip. Anneme satılmış olan ev de inşası henüz tamamlanmamış olan binadan imiş. Normal fiyatı 17 bin TL iken annemin pazarlığıyla bu rakam 12 bin TL olmuş. Bu 12 bin TL fiyatı kış sezonu için geçerli olup ilkbahar, yaz, sonbahar sezonlarında fiyat katlanarak artıyormuş. 1+1, 2+1,3+1 evlerden istediğini de seçebiliyorsun ki biz çekirdek bir aile olduğumuz için annem 1+1 evi tercih etmiş. Üstelik 1+1 evde bile 6 kişi kalabiliyormuş söylenilene göre...

İlk duyduğumda pek sıcak bakmamıştım bu devremülk işine. Fiyat hem çok pahalı gelmişti, hem de daha önce devremülk tecrübesi yaşamış olan insanlardan pek olumlu şeyler duymamış ve internette de bu tesise ait birçok olumsuz şikayet okumuştum. Artık satış-pazarlama dünyasında olduğumuzdan herşey satılana kadar mantığının burda da geçerli olduğunu düşünüp istediğimiz zamanda bizi konaklatmayacaklarını hissetmiştim. Fakat tesise gidip gezmiş olan annem bu konuda çok hevesli ve heyecanlıydı. Biz de tabi onun hevesini kırmadık. Geçen sene Aralık ayında alınan devremülkte bize bu hafta konaklama fırsatı verdiler.

Yaklaşık 2 buçuk, 3 saat gibi bir sürede İstanbul'dan Mudurnu'ya ulaştık. Giriş işlemlerini tamamladıktan sonra daha önce belirttiğimiz üzere giriş kat bir daireyi verdiler bize. 2+1 olan bu daireyi bizimle birlikte başkaları da gelir, herkes ayrı odalarda rahat rahat uyusun diye ekstra bir ücret ödeyerek almış annem. Ama kocaman dairede ben ve annemden başka kimse yoktu. Bir de konaklamadan önce 250 TL gibi de bir aidat ödenmiş. Abimin söylediğine göre de girişte elektrik için 50 TL ödeyip çıkışta eğer kullanım az ise geri kalan parayı alacakmışız. Su ise ücretsizmiş. Evin içinde buzdolabı, fırın, ocak, bulaşık makinesi, tabak, tencere, bardak vs mevcut. Bunların hepsi sayılı ve eğer bu eşyaların başına birşey gelirse zararını biz karşılıyoruz. Banyoda jakuzili bir küvet var ve şifalı olduğu söylenen su altın sarısı bir musluktan akıyor. Küveti doldurup suyun biraz soğumasını bekledikten sonra suyun içine girmemiz gerekiyormuş, su çok sıcak olduğu için girilebilecek dereceye gelmesi 2,3 saati alıyor.

Deterjan, el sabunu, şampuan vs mevcut değil. Yemeği de kendin yapıyorsun. Ama eğer yapmak istemezsen ana binanın üst katında self servis bir restaurant var. Biz kendimiz yapmayı tercih ettik. Evden çeşitli bakliyatlar, meyveler, sebzeler vs getirdik. Ana binada A101 de var. Yiyecek taşımak istemezseniz yine uygun fiyatlara bu marketten alabilirsiniz gıdalarınızı.

İlk günün sabahında saat 7 sularında dışarıya çıkıp tesiste bir yürüyüş yaptım. Doğası gerçekten çok harika, rahatlatıcı bir havası var. Yeşile baktıkça içiniz huzurla doluyor, soluduğunuz oksijenin vücudunuza rahatlık verdiğini hissedebiliyorsunuz. Peşime takılan küçüklü büyüklü köpekçikler de ayrı bir mutluluk veriyor. Size eşlik eden birilerini bulmuş oluyorsunuz. Kuşların cıvıltıları da insanın mutluluğuna mutluluk katıyor. Doğa yürüyüşümü tamamladıktan sonra da annemle birlikte termal havuz, sauna, şok havuzu, buhar odası, tuz odası, açık-kapalı havuz, hamam, masaj ve terapi odalarının bulunduğu sağlık kulübüne gittik. Haremlik-selamlık olan bu bölümde kadınlar, erkeklerin olmayışının verdiği rahatlıkla kabin dışında soyunuyor, bazen çıplak biçimde geziyorlardı. Çoğu kişi kurallara uymuyor, bilinçsizce hareket ediliyordu. Koca koca kadınlar arada bir laf atıyor, muhabbet etmeye çalışıyorlardı. Yaşıtım insan çok olmadığından yaşlı teyzelerle saunada, havuzda falan annemle birlikte sohbet ediyordum.

Muhafazakar zihniyette olan bu tesis, iç dekorasyonu tamamiyle Osmanlı mimarisiyle yapılmış. Çevremde gördüğüm herkes kapalı olduğundan benim nispeten açık olmam onları rahatsız ediyor olsa gerek tuhaf, anlamsız bakışlara maruz kalıyordum zaman zaman. Benim gibi 3-4 kişiyi gördüm sadece. Muhafazakar bir yapı, havuzların bilinçsizce kullanımı, çevreye atılan çöpler bu tesisi kalitesizleştiriyordu, ama yine de yeşile bakıp keyif alıyor, hiç kimsenin olmadığı kamelyalarda oturup kitap okuyarak mutlu oluyordum.

Not1: Normalde bu tarz kaplıca tesislerinde kür tedavisine başlamadan önce muayene sonrası doktorun öngördüğü şekilde bu sıcak, şifalı sulara girmek ve bu suları içmek gerekiyormuş. Doktor odası olduğu halde biz böyle bir hizmet görmedik ve hizmet gördüğünü söyleyen bir kişiyle de karşılaşmadık. Başarılı bir tedavi için bu tesislere gelmeden önce doktor muayenesinin olup olmadığı ısrarla sorulmalıdır.
Sayfa: