DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Gece otobüs yolculuğu yapmak


Kışın ortasında, yaklaşık 100 kişinin tavuk istifi doldurulduğu şehir içi toplu taşıma otobüslerinde yolculuk ediyorsanız, muhtelemelen oturacak yer bulamamışsınız demektir. Oturmayı bırakın tutunduğunuz yeri bile her an kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Dışarıda hava soğuktur ama siz otobüsün ve montunuzun içinde, bir yandan çevrenizdeki insanların sıcaklığı ile hafif nemli bir hal almaya başlarsınız. Aslında mesainin önemli bir bölümüdür bu. Evden içeri adım atana, hatta pijamalarınızı giyene kadar iş yerinizdesinizdir hala...

Bir de daha çok üniversite yıllarında tecrübe edilen uzun şehirler arası otobüs yolculukları vardır. Yanınıza sizden daha iri biri gelip oturursa, işte o an mücadele başlar. O size omuz koyar size ona. Kimileri bacaklarını gereğinden fazla açarak otururlar. Bazısı da uyuya kalır ve kafasını tam omzunuza doğru yanaştırırken ani uyanışlarını ritüele çevirirler. Bütün bunlardan sıyrılsanız da kafanızdaki düşüncelerden sıyrılamazsınız. Manzarayı görmek zordur. Hele içeride ışıklar yanıyorsa, ctobüsün penceresinin camından somurtan yüzünüzü görürsünüz...

Bayram ziyaretleri için kullanılan otobüslerde ise çocuksu bir heyecan vardır. Yanınızda uyuya kalıp başını omzunuza yanaştıran tip, sizin hemşerinizdir. Belki çok yorgundur diye düşünürsünüz. Dışarıyı göremeseniz de, gittiğiniz yolun çevresinde çocukluğunuzdaki gibi ayçiçeği tarlaları varmış gibi gelir. Memleket duygusu kaplar içinizi. Sizi yetiştiren "topraklara" doğru yol almak bir başkadır. İşte o zaman muavinin karton bardakta size uzattığı az şekerli çayınızı daha bir keyifle içersiniz....
Uzun mesafede otobüs yolculuğu yapmak hali hazırda pek konforsuz bir olayken, bir de bunun üstüne tüy diken durumlarla karşılaşıldığında, yol işkenceye dönüşmeye başlıyor. Kitap okumak veya manzarayı izlemek ne yazık ki mümkün değil.

Her yolcunun önünde bulunan mini ekranlarda birkaç tv kanalı ve üç film bulunuyor. Tv izlemekten haz etmeyen biri olarak direkt filmlerin isimlerine yöneldiğimde tam bir hayal kırıklığıyla karşı karşıyaydım: Unknown, Prestige ve V For Vendetta! Her birini en az iki kere izlediğim filmlerden de bana hayır gelmeyeceğini anlayınca telefonumdan medet umdum ama koltuklardaki usb girişleri bozuk olduğu için, şarjımı yollarda telefonsuz kalacak kadar riske atmak istemedim. Son olarak televizyonda şansımı deneyeyim dedim. İzlemeye değer bir program bulduktan birkaç dakika sonra 'Sinyal Yok' uyarısıyla beraber görüntüyü kaybettim.

12 saatlik otobüs yolcuğunun karanlık saatleri bu huzursuzluklarla geçmek bilmedi. Yolculuğun son 1-2 saatinde gökyüzünün ağarmaya başlamasıyla beraber, maki topluluklarının oluşturduğu güzelim manzarayı seyre başladıktan kısa bir süre sonra (önümde oturan gencin kulaklığından gelen yüksek seviyedeki Tiesto parçası ve çaprazımda oturan kızın ağzındaki sakızla hararetli ilişkisi eşliğinde) ağırlaşan göz kapaklarıma hakim olmayı bıraktım.
Sayfa: