DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Golovlev Ailesi



Toplam 1 fotoğraf bulunmaktadır
Rusya'da hiciv ustalarından sayılan Saltıkov - Şçedrin'in bir eseridir.

Yazarın hicvi bu eserinde daha genel bir karakter halini almıştır. Seksenli yıllarda toplumsal bir yozlaşma olmuştur, bu yozlaşma yaşamın tüm alanlarına yayılarak gündelik hayatın bir parçası haline gelmiştir. Böylelikle yazarın hiciv sanatı yaşamın tekdüzeliğini ve gündelik yaşamın hiçliğini ortaya çıkarmak görevini üstlenmiştir. Golovlev Ailesi tam bir güçsüz insanlar koleksiyonudur. Akraba ilişkilerinin bile çözülmüş oluşunun, toprak egemeni sınıfın ahlaksal ve tarihsel yokoluşunun kaçınılmazlığının kanıtı olarak gören Sçedrin bu asalak sınıfın çöküşünü geniş topraklara sahip sömürgen bir ailenin serüveniyle dile getirmiştir.

Golovlev Ailesi'nin Teması
Asil bir aile hayatını anlatan sosyal bir romandır. Burjuva toplumundaki ayrışmayı bir ailenin genişlemesine ayna tutarak yansıtır. Manevi ilişkiler tamamen çökerken din ve devlet kurallarındaki bağlar sağlamlaşır, aile konusu önemli bir sorun haline gelir. Sçedrin bu çöküşün nedenleri ve sonuçları üzerinde durarak bir analiz çalışması yapmıştır.
1.Kuşak:
*Arina Petrovna- Tamamen hayatın detaylarıyla çevrelenmiştir. Çocukları onun için bir yüktür. İkiyüzlülüğü kişisel bir ahlak meselesidir.
*Vladimir mihayloviç

2.Kuşak:
*Porfiri Petroviç: Her türlü ahlaki sınırlamadan, kendine bir özgürlük elde etmişti. Maneviyat eksikliği tüm golovlevler gibi onun da simgesi oldu.
*Stephan pavel
*Anna

3.kuşak
*Aninka-Lubinka-Vladimir-Pyotr

Golovlev Ailesi'nin Yapısal Özellikleri
Roman yedi bölümden oluşur. Aile meclisi, akrabaca, bilanço, yeğencik, yasak olan aile sevinçleri,mirasçısı olmayan, hesap.
Golovlev Ailesi’ni Sçedrin başlangıçta bir roman olarak düşünmemiştir. İlk bölüm olan Aile Meclisini 1875 yılında vatan notlarında yayınlamıştır. Aynı konuyu sürdürmesi için pek çok mektup almıştır. Yazarın başladığı diziyi roman haline getirmesinde çok etkisi olan bu mektuplardan biri de Turgenyev’indi. Turgenyev mektubunda Sçedrin’e ‘’ ister istemez Saltıkov bu yazı dizisini neden romanlaştırmıyor diye soruyor insan.’’ Diyor. Daha sonra yazar hikayelerin yerine bu karakterler ve olaylar üzerine büyük bir roman yazmaya karar verdi ve diğer bölümleri yazdı.
İyuduşka’dan çok etkilenen Gonçarov ise mektubunda Şçedrin’e’’ Hayır İyuduşka ne karnına bir bıçak saplayabilir ne de alnına bir kurşun sıkabilir’’ diyor ve ona baş kahramanın trajik sonuyla ilgili çeşitli önerilerde bulunuyordu

En son bölümde İyuduşka’nın sonu herkes üzerinde psikolojik ve derin bir etki yarattı.
Sçedrin araştırıcılarının yazarın dostlarının ve çağdaşlarının belirttiklerine göre Golovlev ailesine Saltıkov kendi ailesinden pek çok ayrıntı almıştır. Örneğin; Arina Petrovna Golovleva yazarın annesi Olga Mihaylovna Saltıkova’dır. Turgenyev de bu kanıdadır ve bu düşüncesini de yazar bir mektupla iletmiştir. ‘’ sümsük styopka ‘’ yazarın kardeşi Nikolay Yevkrafoviç’tir. İyuduşka ise pek çok yönden yine yazarın kardeşlerinden Dimitri’ye benzemektedir. Sçedrin’in de annesine yazdığı bir mektupta kardeşi için ‘’… bir eliyle haç çıkarırken öteki eliyle rezillikler yapmaya, ikiyüzlülükler etmeye ne zaman son verecek bu adam?’’

Golovlev Ailesi'nin Süjesi
1880 yılında yazılan Golovlev ailesinde yaşanan hadiseler serflik kaldırılmadan önce, bir toprak ağasının malikanesinde başlar. Kölelik ülke çapında kaldırılmış olmasına rağmen bu topraklarda devam etmektedir.
Ana karakterlerden biri ve ailenin reisi olan Arina Petrovna engin ve verimli topraklara zengin bir mülke sahiptir. Buna rağmen bu toprak ağası kadın devamlı olarak kendi çıkarlarını düşünür.
Arina Petrovna hükmetme hırsıyla ailesinde eski düzeni, eski gelenekleri devam ettirmeye çalışır. O ailenin sahibesidir. Aynı zamanda da kendisinin bütün ailevi işleri evirip çeviren tek güç olduğundan emindir. Arina Petrovna bu işleri çevirirken enerjisini eski zamandan alır ve iç dünyası o günlerden bir türlü kopamaz.

Ne var ki Arina Petrovna’nın titiz çalışmalarıyla inşaa ettiği aile temeli çöker. Bu çöküş gözle görülür bir şekilde başlamaz, eski geleneklerin takipçisi bu bayanın kendisi farkında olmadan bu çöküşün tetikleyicisi olur. İstekleri üzerindeki olumsuz ısrarı, tam tersi bir şekilde ona geri döner.
Arina Petrovnanın oğlu İyuduşka’da daha çelişkili bir süreç gözlemlenir. Bu karakter laf kalabalığı yaparak yaşamına devam etmenin sonunun hüzün olduğunu gösterir. İyuduşka kelimeler dünyasına takılıp kalır, bunun sonucu olarak da kelimelerle baş etmekte zorlanır. Gerçeği boyamaya ve ondan kaçmaya çalışır. Bu nedenle Şçedrin ona İyuda değil İyuduşka adını verir. *İyuduşka (yahuda) para karşılığı isayı ele veren havari, ihanetin timsali sayılır.
Son derece kayıtsız bir adam olan İyuduşka, Yevprakseyuşka’dan olan oğluna karşı hiçbir sorumluluk duymaz. Bunun için bebeğini vaftiz eden papazla konuşurken şöyle der :
‘’ Fikrimce, hizmetçiyle kısa süreli ilişkiye girilirse şüphesiz o, evde söz sahibi olduğunu düşünmeye başlar. Suçlamalar, kabalıklar baş göstermeye başlar. Sen ona bir laf söylersin o sana iki… Ben bundan kaçınırım!’’
Papaz İyuduşka ve hizmetçi arasındaki gerçek ilişkiyi bilir. Yine de onların gayri meşru çocuklarını vaftiz eder. İyuduşka’nın sözleri papazın tüylerini diken diken eder ama ona karşı çıkmaya cesaret edemez.

İyuduşka annesinin onu lanetlemesini korku ve dehşet içinde bekler. Konuşmaları, ilişkilerinde aracı olmaktan çok onu dünyadan ve gerçekten uzaklaştırır, böylece anlamsız boş düşünceler ve içten hesaplar dünyasında kaybolur. Boşboğazlık İyuduşka için ölümcül olur, öykünün sonuna gelindiğinde İyuduşka için artık kurtuluş kalmaz, yeğeni Aninka bile amcasına ‘’Sizinle korkuyorum.’’ diyerek ondan kaçar. Öykünün sonunda bütün Golovlev ailesi ölür. Boş sözler ve değişmezlik Golovlevlerin son temsilcileri olan oğul İyuduşka ve Arina Petrovna’yı çıkmaza sokar.

Sçedrin Golovlev Ailesi'nin geriye kalan son üyesinin sonunu şöyle anlatır ‘’Nihayet sabrı tükenir ve yataktan çıkarak sabahlığını giyer, dışarısı karanlık ve sessizdir.Porfiri odada ileri geri dolaşır, kandil ışığında aydınlanmış İsa ikonunun önünde durur ve dikkatle ikona bakar, nihayet kararını verir. Kendi kararının ne kadar bilincinde olduğunu söylemek zordur. Fakat birkaç dakika sonra ön kapının kilidi açılır, dışarda rüzgar esmektedir. Mart ayının ıslak karları insanın gözlerine dolar, Porfiri ne rüzgarı ne de karı duyuyordu, su birikintilerine basa basa yürüyor, yalnız arada bir kendisi de farkında olmadan hırkasının eteklerini kapatmaya çalışıyordu. Ertesi sabah Arina Petrovna’nın gömüldüğü mezarlığa yakın bir köyden gelen atlı yolda Golovlev beyinin donmuş cesedinin bulunduğunu haber verir.

Golovlev Ailesi'ndeki Karakterler
Arina Petrovna : 60 yaşlarında hala dinç bir kadındı. Her dediğinin yerine getirilmesine alışmıştı. Sertti, herkes kendisinden korkardı. Engin Golovlev yurtluğunu kimsenin denetimi olmaksızın tek başına yönetirdi. Hesaplıydı, cimri bile denilebilirdi kendisine. Komşularıyla görüşmezdi. Yerel yöneticilere karşıysa gönlü yüce, eli açıktı. Çocuklarının her davranışında ‘’Acaba annemiz buna ne der?’’ diye düşünecekleri bir uysallık isterdi. Yani başına buyruk, çelik iradeli, dediğim dedik kadındı.Bunda Golovlev ailesi içinde tek bir kişinin bile kendisine kafa tutamayışının da epey payı vardı.

Vladimir Mihayloviç Golovlev :aklı bir karış havada sarhoşun tekiydi. Daha gençlik yaşlarından derbederliği ve çapkınlığıyla ünlenmişti. Hayatı büyük bir tatilden ibaret görerek içinde çalışmanın, kaygının olmadığı bir yaşam sürüyor, sık sık çalışma odasına kapanarak sığırcıkların, horozların ötüşlerini taklit ediyor,serbest şiir dediği bir takım şeyler kaleme alıyordu. İçtenlikle içini boşalttığı anlarda Barkov’un ( müstehcen şiirler yazan bir şair) dostu olduğunu ve onun ölürken kendisini kutsadığını söyler, övünürdü. Evlenmesinin tek nedeni elinin altında şiirlerini dinleyecek birini her an hazır istemesiydi.

İyuduşka/ Porfiri Golovlev : edebiyat dünyasının en utanmaz, en ikiyüzlü tiplerinden biridir. Porfiri evde üç adla anılırdı. İyuduşka, kan içici ve içi dışı bir çocuk. Daha küçücükken aziz dostu annesine sokulmayı, gizlice omzundan öpmeyi ve ona bilgi sızdırmayı severdi. Annesi odaya geldiğinde bir köşeye gizlenip yazı işlerinde uğraşmakta olan büyülenmişçesine izlerdi. Ancak Arina Petrovna taa o yıllardan beri onun böyle yaltaklanmalarını hep kuşkuyla karşılar, üzerine saplanıp kalan gizemli bakışlarının anlamını kestiremezdi. Kin mi vardır bu bakışlarda yoksa bir oğlun anasına duyduğu saygı mı? ‘’ Nasıl gözler bunlar bir türlü anlayamıyorum, baktı mı insanın boğazına yağlı ilmik dolanıyormuş gibi oluyor. Hem zehir saçıyor hem el edip yanına çağırıyor. ’’
Porfiri’nin ilerleyen yıllarda kurbanı olarak seçtiği kişiye karşı gösterdiği derin sevecenlik, saygı, tatlı dillilik ardında gizlidir acımasızlığı...Gevezeliklerinde öylesine sezilmez bir sinsilik, kahpelik vardır ki kurbanı çaresizlik içinde inecek darbeyi beklemekten başka bir şey yapamaz. Aynı zamanda çevresinde herkesin benimseyip saygı gösterdiği gerçeklerden büyük bir ustalıkla yararlanır ve ne yaparsa ‘’ akrabaca, allahın izniyle ve yasalara göre’’ yapar. Her bakımdan, hatta olumsuz özellikleri yönünden bile bir hiçtir, ama yine de bu hiç çevresindeki herkesi korku içinde tutar. Böylece de korkutan, ezen, yok eden bir anlam kazanır hiçlik. Bunun nedeni hiçliğinin feodal ahlaka, yasalara ve dine yaslanmasıdır. İyuduşka’nın din, yasalar, yalan, ikiyüzlülük gibi savunma mekanizmalarını verirken yazar, tüm burjuva toplumunun toplumsal, siyasal ve ahlaki ikiyüzlülüğünü sergiler.

Stepan Golovlev : Aile arasında daha çok sümsük ve haylaz diye anılır. Daha küçük yaşından nefret edilenler arasına girmiş, çocukluğundan başlayarak evde hep şamar oğlanı ya da soytarı rolü oynamıştır. Ne yazık ki içinde yaşadığı ortamın oluşturduğu her şeyi hızla benimsemede dehşetli bir yeteneği vardı bu delikanlının. Babasından sınırsız bir haylazlık, annesindense insanların zayıf yanlarını şıp diye anlama yeteneğini almıştı. İlk yeteneğinden dolayı çabucak babasının gözdesi olurken, aynı nedenle de annesinin kendisine karşı duyduğu nefret arttı.
Annesi evden uzaklaştığı sıralarda, baba oğul sık sık Barkov’un portresiyle süslü çalışma odasına çekilip açık saçık bir takım şiirler okurlar, bunun dışında da bol bol cadıyı yani arina petrovna’yı çekiştirirlerdi. Bunu sümsük styopka’ya esaslı bir dayak atılması izlerdi. Ama o dövülmekle yola gelmezdi, dayağa karşı da öğütlere karşı da en ufak bir duyarlılığı yoktu, yarım saat geçmeden edepsizliklerine devam ederdi. ‘’ annesi öldürmeli seni, hem seni öldürmenin en ufak bir sorumluluğu da yoktur, çar bile cezalandırmaz bunun için beni.’’

Pavel Golovlev : Pavel kardeşi Porfiri’nin tam tersiydi. En ufak bir davranışta bulunabilme, en küçük bir şey yapabilme yeteneğinden yoksundu. Daha çocukken ne okumaya, ne oyun oynamaya ne de birileriyle birlikte olmaya karşı bir eğilim göstermiştir. Herkesten uzak, yalnız kalmayı severdi, sık sık bir köşeye çekilip hayaller kurardı. Örneğin oturup bolca yulaf unu yemiş, bu yüzden de bacakları incecik kaldığı için kendisini okula göndermez olmuşlar ya da kendisini soylu bir ailenin çocuğu pavel değilmiş de çoban Davidkaymış, tıpkı onun gibi alnında bir ur varmış ve tıpkı onun gibi kırbacını şaklatıp dolaşır ve okula gitmezmiş.
Arina Petrovna oğluna bakar bakar dayanamayıp ( ana yüreği bu dayanır mı) ‘’ ne o hindi gibi düşünüp duruyorsun, yoksa içindeki zehir daha şimdiden mi etksini göstermeye başladı? Annene sokulmayı, canım anneciğim beni biraz okşar mısın demeyi bilmez misin sen hiç’’ derdi. Geçen yıllarla birlikte Pavel gizemli bir biçimde somurtup duran, yüreğinin ateşi sönmüş, gevşek, uyuşuk bir insan oldu çıktı. Sonuç olarak hiçbir davranışta bulunamayan, hiçbir şey yapamayan bir insandı bu. Belki iyi yürekliydi ama hiç kimseye bir iyiliği dokunmadı. Belki aptal değildi ama hayatı boyunca bir tek akıllıca davranışı olmadı. Konukseverdi ama onun konukseverliği kimseyi çelmiyordu. Hiçbir zaman kimseyi kırmadı ama hiç kimse onun bu durumunu bir erdem olarak nitelemedi.
Sayfa: