DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

İngilizce öğretmenliği yapmak


Küçüklükten bu yana, ileride yapmak istediğim meslekle ilgili fikirlerim defalarca değişti. Yakın akrabalarımdaki doktorların etkisiyle doktor olarak başladım yola ve liseye kadar da öyle devam ettim. 15 yaşında psikologluğa geçiş yaptım. 16 yaşında ise bocalamalarım başladı. Birçok şeyle ilgili olduğumun farkındaydım ve bu şeyler birbirine hiç yakın sayılmazdı. Uluslararası ilişkiler, gazetecilik, tiyatro oyunculuğu gibi seçeneklerde gidip geldim defalarca. Sonunda sosyolog olmaya karar verdim ve şimdi de bu yolda mutlulukla yürüyorum. Meslek seçimi konusunda bu kadar değişken olmama rağmen, eğitmenlikle ilgili meslekleri aklımın ucundan bile geçirmedim.
Bundan iki ay önce bir şey oldu ve öğretmenlikle ilgili algım değişti, hayatıma yeni bir renk katıldı diyebilirim.

Boş zamanlarında bir dil eğitim merkezinde hocalık yapan bir arkadaşım bana mesaj attı. Çalıştığı yerde İngilizce öğretmeni eksiği varmış, arkadaşım da müdüre beni önermiş. Haftaiçi 3 gün, 1.5'ar saat küçük çocuklara İngilizce öğretecekmişim. Eğer senin için sakıncası yoksa onlara numaranı vereceğim, dedi. Programıma uymadığı için direkt reddetmeye yeltendim. Arkadaşıma saatler konusunda yardımcı olmuşlar, benim de programıma uydururlarmış. Bir görüşmenin zararı dokunmaz dedim, arkadaşımla buluşup o akşam dersaneye gitmek üzere sözleştik. Aradan 2-3 saat geçmeden telefonum çaldı, dersaneden arıyorlardı. Beni sadece görüşmek için değil, o akşam ilk dersimi vermek için çağırıyorlardı aynı zamanda. Çok hazırlıksız olduğumu, hemen o akşam derse giremeyeceğimi birkaç kere söyledim. Ders vermeyi becerebileceğim meçhuldü. "18.00 gibi gelin, görüşelim." dediler, ben de kabul etmiş oldum.

Sözleşilen saatte evime 15-20 dakika uzaklıkta olan dil merkezindeydim. Öncelikle müdürle görüştük. Bahsedilen gün ve saatlerin bana uygun olmadığını baştan belirttim. Ortak bir noktada buluşmaya çalıştık ama dans dersimle çakışan pazartesi dersi için bir şey yapamıyorduk. Sonunda sıkıldığını anladığım müdür "Bakalım hanımefendi ders verecek seviyede mi?" dedi ve sonradan aramıza katılan bir İngilizce öğretmenine topu attı. O dakikadan itibaren İngilizce mülakatım başlamış oldu. Sorulan sorulara cevap verdim, birkaç dakika sonra mülakat muhabbete dönüşmüştü. Seviyemi yeterli bulmuş olmalılar ki, sohbetin devamında İngilizce öğretmeni Face 2 Face kitabını açıp en son hangi konuda kaldıklarını gösterdi ve ders anlatırken dikkat etmem gereken birkaç noktaya değindi. Programıma uymayan pazartesi günlerinde öğretmen arkadaşımın benim yerine derse girmesine karar verildi ve böylece sorun çözüldü.
Bir ara sınıfın yaş ortalamasını sormak aklıma geldi, 17-25 cevabını alınca şok oldum, hatta gözüm korktu diyebilirim.

Saat 19.00'a yaklaşırken sınıfa çıktığımda çok heyecanlı ve bir o kadar da gergindim. Öğrencilerimin tamamının erkek olması ilginçti. Önce kendimi tanıttım, sonra da onları tanımaya ve isimlerini ezberlemeye çalıştım. Sürekli öğretmenlerinin değişmesinden şikayetçiydiler ve benim bu işte daim olmamı diliyorlardı.
Dersin ilerleyen dakikalarında heyecanım yatıştı. 1.5 saatlik dersin son 15 dakikasında öğretmen arkadaşlardan biri gelip misafir olarak derse katıldı. O andan itibaren heyecanım da gerginliğim de katlanarak geri döndü, 15 dakika bitmek bilmedi. Nihayetinde o deneme dersinden yüzümün akıyla çıktım.
Bir iki derse daha girdikten sonra iyice rahatladım. Öğrencilerimle bol bol şakalaşıyorum, sık sık ödevler veriyorum, eksiksiz ve zamanında yapılan ödevleri de çikolatayla ödüllendiriyorum.
Bir soru sorulur da cevap veremem diye geriliyordum başlangıçta ama artık onu da üzerimden attım. Öğretmenliği ilk kez tecrübe ettiğimi söyleyerek olası hatalarım konusunda öğrencilerimi baştan uyardım, onlar da hoşgörü gösterdiler. Geçen derslerimden birinde bilmediğim bir şey soruldu. Hiç telaş yapmadan bilmediğimi söyledim ve öğrenip gelecek ders cevaplayacağıma söz verdim, sözümü de tuttum.

Bir süre önce farklı iki sınıfa daha ders vermeye başladım. Haftada 3 saatle başlamıştım ama şu an 9 saat ders veriyorum. Kendi okuluma haftada 3 gün, ders vermeye ise 5 gün gidiyor olmam bana komik geliyor.

Bu aralar hayatımın sorusu: "Hangi ders, öğretmen olduğun mu, öğrenci olduğun mu?"
Bazen okulumdaki 6 saatlik dersin ardından, yorgun argın İngilizce dersine gidiyorum. Bitip tükenmiş halde girdiğim dersten yüzümde güller açarak çıktığımı fark ediyorum sürekli. Ders verirken neşem yerine geliyor, zevk alıyorum. Özellikle dil öğretmenliğinin diğer branşlardan çok daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum.

Önceleri eğitmenlik aklımın ucundan bile geçmiyordu ama bir mesajla her şey değişti. Başlangıçta ek gelir olarak gördüğüm bu işi ücretsiz olsa bile yapacak kadar seviyorum artık.
Sayfa: