DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

İvan Aleksandroviç Gonçarov - Oblomov


Simbirsk, şimdiki adıyla Ulyanovsk'ta doğmuştur. Babası zengin bir tahıl tüccarıdır. Moskova Devlet Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra 30 yıl boyunca devlet memurluğu yapmıştır.Hiç evlenmemiştir.
En ünlü eseri 1859 yılında basılmış Oblomov'dur. Gonçarov'un ilk romanı Alelade Bir Hikaye, Sovremennik''te 1847 yılında yayınlanmıştır. İkinci ve en iyi bilinen romanı olan Oblomov ise 1859 yılında Oteçestvennıye Zapiski'de yayınlanmıştır. Üçüncü ve son romanı olan Yamaç, Vestnik Evropi'de 1869 senesinde okuyucularıyla paylaşılmıştır.
En ünlü romanı olan Oblomov'un aynı isimli karakteri, "Oblomovluk" kavramının doğmasına da yol açmıştır. Bu kavram aşırı tembelliğin bir ifadesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Oblomov isminin manası
Yazarın ana karakterine «Oblomov» ismini vermesi tesadüfi değildir. Rusça’da ‘’oblom’’ kelimesi, ‘’enkaz’’ anlamına gelmektedir. Bu manayla da Oblomov karakterinin hazin sonuna dair bir sezgi yaratılmak istenmiştir. Ayrıca Rusça’daki ‘‘oblo’’(çember,çevre) sözcüğünden türetildiği göz önünde bulundurularak karakterin bir çember içinde yetiştirilmesi de vurgulanmıştır.

Oblomov romanının türü
Oblomov adlı roman sosyo-psikolojik olarak nitelendirilebilen bir eserdir.Gerçekçilik akımının ilkelerine bağlı kalınarak kaleme alınmıştır.

Oblomov romanının teması
Tema,doğu-batı çatışmasıdır.

Oblomov romanının konusu
Eserin konusu ise,«Oblomov» karakteri üzerinden çağın hastalığı olarak adlandırılan ‘’Oblomovluk’’ un insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne sermektir.

Obomov romanının yapısal özellikleri
Roman dört ana bölümden oluşmaktadır; ilk ve son ana bölüm 11, ikinci ve üçüncü ana bölüm ise 12 bölüme ayrılmıştır. Her ana bölümün kendi içinde farklı bir işlevi vardır. Bunlar aynı zamanda kendi yapısı ve üslubu olan özgün birer öyküdür.
Roman,dört mevsimi çağrıştıran dört ana bölümden oluşur.Olaylar ilkbahardan başlayarak yılın dört mevsiminde ve günün farklı zaman dilimlerinde geçer.

Oblomov romanındaki karakterlerin analizi
OBLOMOV: 32-33 yaşlarında, orta boylu, gri gözlü, küçük elleri olan, düşük omuzlu, çekingen ve nazik birisidir. Çiftlik sahibidir.
ŞTOLTS: Baba tarafından Alman’dır. Annesi Rus’tur. Zayıf, hafif esmerdir. Oblomov’la aynı yaştadır. Gözleri yeşile yakın bir renktedir. Dışarıya mal gönderen bir ticaret şirketinde hissedardır. Hayatın manevi taraflarıyla pratik tarafı arasında bir denge kurmaya çalışan karaktere sahiptir. Ayakları yere her zaman sağlam basar.
OLGA: Uzun boylu, ufak ve kıvrık burunlu, ince dudaklı, koyu mavi gözleri olan genç bir kızdır. Sade, sahtelikten uzak, yetenekli biridir.
ZAHAR:Oblomov’un uşağıdır. 50 yaşını geçkindir. Sadık uşak tiplemesinin tam tersidir. Efendisine yalan söyler, onun paralarından aşırır, dedikodu yapar. Efendisini kötüleyen kendisi değilmiş gibi herhangi bir aşağılamada karşı tarafı tehdit eder ve efendisini inanılmaz savunur. Zahar’a göre efendisi rahatlıktan rahatsızdı.
AGAFYA MATVEYEVNA: 30 yaşlarında, gözleri kül rengi, beyaz tenli, dolgun suratlı, sade, masum ve biraz da olsa kaba ellere sahip dul bir kadındır. Oblomov ile evlenir. Beceriklidir. Evdeki her işi o halleder.
ANİSYA: Zahar’ın eşidir. 47 yaşlarında, canlı, işgüzar bir kadındır. Dümdüz yüzünde yalnız burnu dikkat çeker. Ucu kıvrık, ufak ve yüzüne beceriksizce yerleştirilmiş gibiydi. Zahar’ın açıklarını kapatan, ev işlerinden oldukça anlayan bir tiptir. Agafya Matveyevna ile sıkı dost olurlar.
TARANTYEV:40 yaşlarında, iri göğüslü, koca kafalı, patlak gözlü, kalın dudaklı kaba bir adamdır. Çevresindekilere açıkça kin besleyen, herkese ve her şeye çatan birisidir. Cin fikirli, oldukça kurnazdır. Gücü ise sadece laflarından ibarettir.
ALEKSEYEV:Yaşı belirsizdir. Silik bir kişidir. Alekseyev, Andrey, Vasilyev ona söylenen isimlerdendir. O, insanoğlunun yarım, donuk, bulanık bir hayali ve gölgesidir.

1. BÖLÜM
Roman, Oblomov’un Gorohovaya Caddesi’ndeki evinde yatağa uzanmış olmasıyla başlar. Yaklaşık 12 senedir bizlere göre bir buhran içindedir. İki sorunla başı beladadır. Hem yaşadığı evden çıkmak zorundadır hem de çiftlikle ilgilenmek zorundadır. Evine gelen misafirlere bundan bahseder ve kimse ona yardımda bulunmaz fakat Tarantyev ona önerilerde bulunur. Oblomov bir gün uykuya dalar ve rüyası başlar. Oblomov uyanınca Ştolts gelir.
2. BÖLÜM
Ştolts Oblomov’u zorla dışarı çıkarır. Oblomov’un dışarı çıkmasıyla her şey değişir. Oblomov, Ştolts’un arkadaşı olan Olga ile tanışır ve ona aşık olur. Ştolts, Oblomov’u Olga’ya emanet etmiştir. Olga ona kitaplar okur, evden çıkmaya zorlar, ona şarkılar söyler. Olga, Oblomov’un aşkına karşılık verir. Oblomov Olga’nın evine yakın yazlık bir eve çoktan taşınmıştır. Olga ve Oblomov aşk dolu günler geçirmeye başlarlar.
3.BÖLÜM
Oblomov, Tarantyev’in önerisi üzerine Viborg mahallesindeki eve taşınmak için çok önceleri bir kontrat imzalamıştır. Tarantyev kirayı almak için çıkagelir. Oblomov’un çiftlik için vekaletname yaptırması gerekmektedir. Bunu yaptıramaz. Viborg’daki evi görmeye gider, imzaladığı kontratı görünce çok borçlandığını fark eder ve Viborg’da yaşamaya başlar. Parasızlık baş gösterir. Ev sahibesi Agafya Matveyevna becerikli oluşuyla Oblomov’un dikkatini çeker.
Çiftlikten olumsuz bir mektup gelir ve durumu iyice kötüleşir. Kendisinin halledemeyeceğini düşündüğü için Agafya’nın kardeşi İvan Matyeviç ile görüşür ve onun önerisiyle çiftliğe vekil atması gerektiğine karar verir. Bunu Olga’ya anlatır, çiftliğe kendisinin gitmeyeceğini söyler. Olga onun bir zavallı olduğunu düşünür ve ayrılırlar.
Oblomov esasında İvan Matyeviç ve Tarantyev’in tuzağına düşmüştür.
4. BÖLÜM
Aradan bir yıl geçmiştir. Agafya Matveyevna Oblomov’a aşık olmuştur fakat yetersiz bir kişiliğe sahip olduğu için bunun farkında değildir. Oblomov da zamanla kadına ısınmıştır yine de aşk mayetinde değil.
Ştolts gelir, Oblomov’un düştüğü para tuzağını fark eder, çiftliği devralır. Bunun üzerine Tarantyev ve İvan Matyeviç yeni bir plan kurarlar. İvan, kız kardeşini kullanarak Oblomov’a zorla senet imzalatacaktır.
Ştolts yurt dışında Olga ve teyzesiyle karşılaşır. Olga’ya aşık olur, nişanlanırlar. Olga’da yeni bir aşkın heyecanı değil, gönlünde bir rahatlama vardır.
Ştolts yeniden Oblomov’a uğrar. Oblomov para sıkıntısı içindedir. Zorla senet imzaladığını öğrenir ve onu bu durumdan da kurtarır. Olga ile evlendiklerini açıklar. Oblomov bu evliliğe çok sevinir.
Ştolts’tan sonra Oblomov Oblomovka hayallerinden tamamen vazgeçer. Tekrar eski hayatına döndüğü için inme iner. Agafya ile evlenir ve bir oğlu olur.
Ştolts ve Olga’nın Oblomov’un evli olduğundan haberleri yoktur. Stolts Oblomov’un evine gelir ve bu durum karşısında onu öylece bırakır gider.
Oblomov bir süre sonra tekrar rahatsızlanır, güçsüzleşir ve huzur içinde ölür. Çocuğunu Ştolts sahiplenir.
Son olarak, Zahar efendisinin ölümüyle kötü şartlardan dolayı dilenciliğe başlar. Kilisede Ştolts ve onun bir yazar arkadaşıyla karşılaşır. Biz de böylece o yazarın aracılığıyla Oblomov’un hikayesini okumuş oluyoruz.

Oblomov'un rüyası
Oblomov’un ‘’Oblomov’un Rüyası’’ başlıklı bölümünde çocukluğundan yetişkinliğine yaşamının tarihçesi verilir. Oblomov’un karakterinin ve dünyasının anlaşılmasında bir anahtar gibidir. Yaşadığı travmanın nedenleri açıklanırken, Rusya’ya dair sosyolojik bir anlatımla Rus halkının alışkanlıkları betimlenir. Rus halkının gündelik alışkanlıkları bir rüya bağlamında sunulur.
Bu bölüme, rüyalar dünyasına ait gizemler sinmiştir. Bu gizemler yöresel folklorik öğelerden kaynaklanır: kurt adamlar, ayaklanan ölüler, kötü kalpli hırsızlar, taşa dönen insanlar…
Oblomov’un rüya bölümü, ‘’bir gün ve gece’’ den sonra Oblomov’un doğum yeri olan Oblomovka’da geçen günler ve gecelere doğru genelleşir. Rüya ev yaşamına dair örnekler sunar: avludaki ve mutfaktaki günlük angarya, yıllık tatiller için özenle yapılan hazırlıklar…
Oblomovka’nın sakinleri bu dünyada kalmaktan memnuniyet duyarlar, zamanı sonsuz tekrarların döngüsü olarak kavrarlar: tatiller, aile toplantıları, yaklaşan mevsimler…Oblomovka, Tanrı’nın kutsadığı ülke olup bu ülkeye büyük cezalar ve suç uğramaz, ölüm de sıra dışı bir olaydır. Çalışmayı ceza olarak görürler, sorunlarla kendilerine işkence etmezler bu nedenle sağlıklı, neşeli ve uzun ömürlüdürler. Yaşamları dingin, durgun akan bir ırmağı andırır. Dolayısıyla Oblomov’un rüyası bir cennet rüyasıdır.

Oblomovluk
Oblomov'un karakteri "Oblomovluk" diye bir kavramın doğmasına da yol açmıştır. Oblomovluk kavramı, edebiyattan siyasete birçok tartışmada kullanıldı. Bu kavram tembelliği simgelemektedir. Oblomovlar genelde hayata karşı ilgisiz ve miskindirler. Hayal kurmayı çok severler, ancak hayallerini gerçekleştirmeye çekinirler. Yapmak istedikleri şeyler hep plan aşamasında kalır. Karşılarına çıkan bir çok şeyden şikayet ederler fakat bunları değiştirmek için kıllarını kıpırdatmazlar. Dönemin önemli eleştirmenlerinden Dobrolyubov romanda önemli olanın, “Oblomov değil Oblomovluk” olduğu vurgulamıştır. Yalnız Oblomov’un tembelliğini sıradan bir tembellikle karıştırmamak gerek; tembel insan işsizlikten mutlu olur, Oblomov ise hiçbir işe giremeyen ama aynı zamanda işsizlikten de memnun olmayan bir adamdır.
Oblomov’u bu hale ancak dışarıdaki dünyaya ve insanlara karşı duyduğu korku ve güvensizlik onu bu hale getirmiştir. Yataktan çıkmayı bile anlamsız bulmaya başlar. Kâhyası çeşitli bahanelerle onu kandırıp sürekli daha az para göndermektedir. Bunu bilir Oblomov ama bir şeyleri değiştirmek için hiçbir şey yapamaz çünkü o artık kelimenin tam anlamıyla Oblomovlaşmıştır!
Bireysel kahramanın kaderinin ülkenin kaderini temsil ettiği bu romanda, Oblomovluk hali çağa, Batı’ya, Aydınlanma hamlesine ayak uyduramayan Rus toplumunun köhnemiş, Doğulu ruhunu yansıtıyor.

Oblomov - Ştolts
Oblomov’un karşıt tipi olan Ştoltz, o dönemin Rusya’sı ve Rus aydınlarının psikolojisini anlamamızı kolaylaştıran bir figür. Alman kökenli ve Oblomov’un tam zıddı olan özelliklere sahip; çalışkan, işkolik, başarılı, enerjik, düşündüğünü yapan, sürekli yükselen ve kazanan, işbitirici, hem de dolu dolu yaşayan. Okuyan, araştıran, müzik, tiyatro, davet, toplantılar, seyahat ve arkadaşlıklardan hoşlanan bir kişilik. Oblomov’un arkadaşı ve onu anlayan, onu Oblomovluk’tan kurtarmak için karşılıksız olarak ömrü boyunca yardımcı olmaya çalışan biri. Ştoltz “Alman” insan tipi olarak batıyı, Oblomov ise Rus insan tipi olarak “doğu”yu simgeliyor. Ştoltz; yeniyi ve geleceği, Oblomov; eskiyi ve geçmişi temsil ediyor. İçindeki yaşam dürtüsü ölmek üzere olan Oblomov’a yardım eden, yeni hayata uydurmaya uğraşan, yani Rusya’yı modernleştirmeye çalışanların simgesi Ştoltz.Öte yandan benzerlikleri ikisinin de içe kapanık olmasıdır. Bu yüzden çok az kişi onları anlayabilir.
Zaten birbirinin tam anlamıyla karşıtı olan bu iki insanın arkadaş kalabilmesi gariptir, hiçbir zaman birbirlerini anlayamayacaklardır.
Ruhsal açıdan Oblomov, Ştols’tan daha zengindir. Ştols, Oblomov’un içsel zenginliğinin yanında basit bir makine gibidir. Ştols’un eylemlerine baktığımızda atılan her adımda konforlu bir yaşam sürdürme isteği ve kişisel çıkarlar sezilmektedir ancak Oblomov saf ve samimi duygularına yer verir.
Sayfa: