DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

İvan Konstantiyeviç Ayvazovski


Ayvazovski sürekli deniz resimleri yaptığından "deniz ressamı" olarak bilinir. Resimlerinde genellikle deniz kabarık, köpürmüş, dalgalı ve fırtınalıdır. Bu da bize ressamın halet-i ruhiyesi hakkında fikir verir. Aslında genel anlamda resim sanatı, çabucak yeni eserler vermeye uygun bir alan değildir. Ancak Ayvazovski bu durumun dışına çıkmış ve 6000'den fazla eser vermiştir. Ayvazovski'nin duygu durumuna göre, içinde bulunduğu ruh hali değişmeden hızlı bir şekilde resim yapabilmesi şahsına münhasırlığını ve sanatını ortaya çıkartmıştır.

Ayvazovski'nin resimlerindeki deniz durgun olduğunda, Ayvazovski'nin de ruhunun daha dingin ve huzurlu, dalgalı olduğu zamanlarda da ruh halinin daha karmaşık ve "fırtınalı" olduğu söylenebilir. En ünlü eseri olarak bilinen 9. Dalga'da (Девятый вал) fırtınada batan bir geminin direğinde kurtulmak için mücadele veren denizciler resmedilmiştir. Dönemin denizcilerindeki yaygın inanışa göre dalgalar aritmetik bir sıra ile gelmektedir. Buna göre 8 küçük dalgadan sonra 3 büyük dalga gelir. Yani dokuzuncu dalga büyük dalgaların ilkidir. Rivayete göre dokuzuncu dalgadan kurtulan denizciler tanrının yardımı ile diğer dalgalardan da kurtulurlarmış. Ayvazovski'nin 9. Dalgası'nda da 8 küçük dalgadan kurtulmuş olan denizcilerin dokuzuncu dalgaya karşı çaresizlik içinde mücadelesi resmedilmiştir.

Ancak bu, buzdağının görünen kısmıdır. Ayvazovski'nin 9. Dalga'yı ailesinde yaşadığı büyük bir kayıptan sonra resmettiği söylenir. Buna göre, resimde görülen batmış gemi büyük kaybı, gemi direğine tutunmuş çaresizlik içinde mücadele eden denizciler ise aileden geri kalanları ifade etmektedir.

Toplam 16 fotoğraf bulunmaktadır
Ayvazovski, 19. yüzyılın en önemli Rus ressamlarından biridir. 17 Temmuz 1817 yılında bir Karadeniz liman şehri olan Feodosiya’da doğmuştur. Ermeni asıllıdır.
Simferopol’da lise okumuş ve buradaki resim yeteneğinden ötürü 1833 yılında Peterburg Sanat Akademisi’nde öğrenim görmeye başlamıştır.

Öğrenciyken, Akademi Başkanı Olenin’in tavsiyesi üzerine Akademi sergisi için deniz ve atmosfer koşullarını konu alan “Deniz Üzerinde Hava Çalışması” isimli resmi yapması, kariyerinin başlangıcında sanatsal çizgisinin şekillenmeye başladığını ortaya koymaktadır.Resim, Akademi sergisinde yer almış ve büyük bir başarı göstererek gümüş madalya kazanmıştır.
Bu başarı, Ayvazovski'nin İmparator I. Nikolay'ın takdirini kazanmasına ve onunla tanışmasına olanak sağlamış; imparator, Baltık Donanması ile Finlandiya Körfezi'ne deneme seferi yapacak olan oğlu Grandük Konstantin Nikolayeviç'e eşlik etmesini istemiştir. Bu deneyim, Ayvazovski'nin deniz üzerindeki yaşantıyı ilk elden görmesi ve imparatorluk donanması ile hayatı boyunca sürecek olan yakın ilişkinin başlangıcı olması açısından önemlidir.

Sanatçı, 1836 Akademi sergisine yedi resimle katılmıştır. Bunlardan birisi üç yıldır görmediği Feodosiya şehrini betimlemektedir. Ayvazovski, resimlerini doğrudan doğadan çalışarak üretmemektedir. Yaptığı ön çizimlerden ve hafızasından yararlanmaktadır. Ayvazovski, bu sergide ünlü Rus şair Puşkin'le tanışma fırsatını da bulur. Puşkin ve onun şiirleri Ayvazovski‘yi derinden etkilemiştir.

1837 yılında, deniz manzarası resmindeki dikkat çekici başarısından dolayı altın madalya ile ödüllendirilen Ayvazovski, Akademi'den mezun olmuş ve Rusya'nın deniz görünümlerini resmetmek üzere iki yaz için Kırım'a yollanmıştır. Normalde Akademi,ümit veren öğrencileri İtalya'ya yollamaktaydı, ancak bu dönemde Rus sanatında toplumsallık tartışmaları gündeme gelmiştir ve resimlerinde Rus köylüsünü ve onların günlük hayatını konu edinen Aleksey Venetsianov şu çıkışı yapmaktadır: "Atalarımızın ulusal kostümü Romalılarınkinden daha az renkli değildir ve bir Rus köylüsünün sade gömleği bir Yunan tuniği kadar güzeldir."

Bu koşullarda bir Rus ressamı tarafından yapılmış Rusya görünümleri önem kazanmaktaydı. Ayvazovski, Kırım'ın güney sahillerine yaptığı gezi dışında, Karadeniz donanmasının askeri seferlerine katılmış ve iki yıl içerisinde gerçekleştirdiği çalışmaları Akademi'ye sunduktan sonra 1840'ta İtalya'ya gitmiştir.

Ayvazovski, dünyanın dört bir yanını ziyaret etmiş bir sanatçıdır.
Ama onu dünyada en fazla etkileyen köşe İstanbul olmuştur. Ayvazovski, 1845 yılında, Grandük Konstantin Nikolayeviç ile birlikte; Anadolu, Ege Adaları ve Doğu Akdeniz'e yapılan bir geziye katılmıştır. Gezinin durakları arasında İstanbul ve Truva da vardır. Geziden hemen sonra 1846'da Feodosiya'da düzenlediği sergi ile ilgili belgelerden birinde şu satırlar yer almaktadır: "Üç küçük manzaradan en çok Truva'yı beğendim. Onda bir tür hüzünlü şiirsellik var ki herşeyden önce bunu ifade etmek istiyor."

İstanbul'a ilk ziyaretini içeren bu gezinin ardından, 1846'da Karadeniz donanmasıyla bazı manevralara katılmıştır. Bu dönemde doğduğu şehir olan Feodosiya'ya yerleşmiştir. Sanatçı doğduğu şehre hayatı boyunca bağlı kalmış ve sarayla olan bağlantılarını da kullanarak Feodosiya'ya bir liman, tren yolu ve arkeoloji müzesi gibi çok sayıda katkı sağlamıştır. Şehrin merkezi kişiliği ve adeta gayrı-resmi yöneticisi olmuştur. Bu arada St.Petersburg ve sarayla ilişkilerini hiçbir zaman koparmamış, hatta imparatorluk ailesini kendi evinde ağırlamıştır.

18 Nisan 1900'de evindeki atölyesinde bir Türk gemisinin patlaması üzerinde çalışmaya başlamış, ertesi gün 83 yaşında ani bir beyin kanamasıyla şövalesinin başında ölmüştür.

Resim sanatının böylesine hızlı değişim sürecinde olduğu bir dönemde Ayvazovski'nin resimleri, kesin bir tutarlılıkla en erken çalışması olan Deniz Üzerinde Hava Çalışması'ndan (1835) ölümünden önce başladığı Patlayan Gemi'ye (1900) kadar romantik geleneğe bağlı kalmıştır.

Ayvazovski için söylenmesi gereken bir diğer özellik ise, çok kısa sürede resim üretmesi. Altı binden fazla yapıta imza attığı söylenen sanatçının ayrıca, sayıları bini aşan küçük boyutlu resimleri de var.

Dolmabahçe ve Topkapı Sarayı ile Resim ve Heykel Müzesi’ndeki (İstanbul) en ünlü eserleri: Padişah Portreleri, Deniz ve Gemi, Denizde Mehtap (1877), Kayalık Sahil (1880), Dalgalı Sahil (1889), Buharlı Yelkenli (1890).

Ayvazovski hakkında daha detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.
Sayfa: