DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Kilo vermek için yapılması gerekenler


Sevgili Mavi'nin açtığım başlıkla ilgili olmayan (#1132) numaralı tecrübesindeki linklerin ilkini tıkladım ve The Incredible Human Journey - Episode 1 - Out Of Africa'i izlemiş bulundum. Alice Roberts'in Afrika'da dolaşırken temas kurduğu insanlara, çeşitli kabile toplumlarına baktım ve bir tane kilolu insan evladı ile karşılaşmadım. "Ee orası Afrika, insanlar aç" derseniz bi bakıma haklısınız ancak Afrika'daki bütün kabilelerin aç olduğunu sanmıyorum. Oradaki insanların yegane göbek yapma sebebi ancak ve ancak sıtmadır herhalde.

İnsanoğlunun izlerini araştıran Alice Roberts'in yanında takılanların günlük aktivitelerine şöyle bir baktım. Adamlar sürekli avlanma halinde. Yani hareket ve aktivite var, hemde koşu bandında veya salonda filan değil. Ayaklar toprağa basıyor, adamlar antilop kovalıyor! Bir yerde Alice "4 saattir hareket halindeyiz, geberdik" diyor. Oysa yanındaki zenciler neşeli, bir 4 saat daha yürümeye hazır, gülüşüyorlar. Bizim akşam yürüyüşlerimiz sanki biraz leblebi-çekirdek gibi birşey onlarınkinin yanında. Dostlar alışverişte görsün.

Afrikalı yerlilerin buzdolapları da yoktur herhalde. Karınları acıkınca göbeklerini kaşıya kaşıya açıp film seyreder gibi raflarına baktıkları bir yiyecek depoları olduğunu da sanmıyorum. Lazım olunca onca aslanın-kaplanın arasında koşturuyor adamlar. Boş zamanlarında mızrak-ok filan yaparak aktiviteye devam ediyorlar. Akşam yemeğinden sonra TV izlerken gözlerini dinlendirme bahanesi ile şekerleme yapan Afrikalı tipi de göremedim belgeselde. Hazır löpçülük yok. Alo sipariş hatları, ayağına kadar yemek getiren servisler hiç yok...

Tabi fabrika üretimi gıda yok. Herşeyin doğalı, avlanılmış olanı. Hormonlu veya GDOlu besinlerle ilgili gram fikirlerinin olduğunu sanmıyorum. Diyet, perhiz, rejim kelimelerinin anlamlarını acaba biliyorlar mıdır bu adamlar? Aslında bir yandan da bulduklarını yiyorlar gibi geliyor. Hatta birbirlerini bile! Bu işte bir terslik olmasın?
Sayfa: