DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Lady Lazarus


Lady Lazarus, manik depresif kişilik bozukluğu teşhisi konulmuş ve 10 yılda bir intihara kalkışıp başarısız olan bir kadın, Sylvia Plath'in yazdığı bir şiirdir. Lazarus adı zümrüdüanka veya simurg kuşunun ibranicesi olan El-azar kelimesinden gelmektir. Zümrüdüanka kuşu efsaneye göre öldükten sonra kendi küllerinden tekrar doğan bir kuştur. Sonu yaklaşmakta olan Anka kuşu, güzel kokulu dallar ve otlarla kendisine bir yuva kurar, bu yuvayı ateşe verir ve kendisi de alevlerin arasında yok olurmuş. Tutuşan Anka’nın küllerinden yeni bir Anka doğarmış. Yavru Anka, babasının küllerini hoş kokulu mürden bir yumurta içine koyduktan sonra, bu yumurtayı Mısır’daki Heliopolis’e yani ‘güneşin kenti’ne götürür ve güneş tanrısı Ra’nın tapınağındaki sunağın üzerine bırakırmış. "Küllerin arasından doğrulurum kızıl saçlarımla" dizesinde görüldüğü gibi Plath kendisini zümrüdüanka kuşuna benzetmiş ve 'En görkemli gidiş, Anka kuşunun gidişidir.' demiştir.


Aynı zamanda İsa'nın dirilttiği adamın adı da Lazarus'tur. Lazarus, İsa'nın Kudüs'ü ziyaretleri sırasında evinde kaldığı ve çok sevdiği bir adammış. İsa nebi bir gün Lazarus’un ölüm döşeğinde olduğu haberini almış ve bunu işitince, ‘bu hastalık ölümle sonuçlanmayacak; tanrı’nın yüceliğine, tanrı oğlunun yüceltilmesine hizmet edecek’ demiş. Kısa bir zaman önce Kudüs'lülerin saldırısına uğramasına karşın, çok sevdiği arkadaşını görmek için, öğrencileriyle Kudüs’e doğru yola çıkmış İsa peygamber. Bertanya’ya yaklaştıklarında, Lazarus’un dört gündür mezarda olduğunu öğrenmişler. Nebi, mezara vardığında, kabrin bir mağaranın içinde olduğunu ve mağaranın girişinde kocaman bir taş durduğunu görmüş. Orada bulunanlardan taşı kaldırmalarını istemiş.

Yüksek sesle dua ettikten sonra, ‘Lazarus, ayağa kalk!’ diye bağırmış. Ölü Lazarus, elleri ayakları sargılarla bağlı, yüzü bezle sarılmış olarak dışarı çıkmış. İsa oradakilere, ‘onu çözün ve bırakın gitsin’ demiş.

PLath, Lazarus efsanesini mitolojik ve tarihi anlamlarıyla taşıyor şiirine ve bu şiir hayatının kısa bir özeti, çektiği sıkıntıların ifadesi ve ileride tekrar intihar edeceğinin habercisidir. Aynı zamanda hastalığının da bir göstergesidir.

Şiirin çevirisi şu şekildedir:
Bak, gene yaptım işte.
Her on yılda bir
Nasılsa buluyorum bir yolunu –

Bir çeşit yürüyen mucize, derim
Bir Nazi abajuru kadar parlak,
Sağ ayağım

Bir kağıt baskısı,
Yüzüm, şekilsiz, ince
Yahudiden bir çarşaf.

Sıyır örtüyü
Ey benim düşmanım.
Nasıl, ürkütüyor muyum? –

Bumum, göz oyuklarım, eksik dişlerimle?
Bu kokan soluk
Bir günde gider.

Çok geçmez, çok geçmez
Mezar kovuğumun yediği etim
Yerini bulur üstümde

Ve ben gülümseyen bir kadın.
Daha otuzuncu baharımda.
Kedi gibi dokuz canlı.

Bu üçüncüsü şimdilik.
Ne aşağılık iş
Yok etmek her on yılı.

Nasıl milyonlarca lif.
Seyretmek için doluşan
Ağzı çekirdekli kalabalık

Soyuyorlar beni elleriyle, ayaklarıyla-
İşte büyük striptiz.
Baylar, bayanlar,

Bunlar ellerim,
Bunlar dizlerim.
Bir deri bir kemik olabilirim,

Gene de tıpatıp aynı kadınım.
On yaşındaydım ilk keresinde.
Kazaydı.

Kararlıydım ikincisinde
Sonunu getirmeye ve geri dönmemeye.
Bir deniz kabuğu gibi

Kapanmış sallanıyordum.
Durmadan çağırmaları, yapışkan inciler gibi
Bir bir ayıklamaları gerekti böcekleri üstümden.

Ölmek
Bir sanattır, her şey gibi.
Eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi.

Öyle ustaca ki insana korkunç geliyor.
Öyle ustaca ki gerçeklik duygusu veriyor.
Bu konuda iddialıyım sanırım.

Bu iş güç değildir bir hücredeyseniz eğer.
Güç değil bu işi yapıp hiç kımıldamamak.
Güç olan güpegündüz

Büyük bir gösterişle
Aynı yere, aynı yüze, aynı hoyrat
Bağrışmaya dönmek:

‘Bir mucize!’
işte bu beni yıkan.
Bir ücreti var.

Yaralarıma bakmanın, bir ücreti var
Nabzımı yoklamanın -
Gerçekten atıyor kalbim.

Bir ücreti var, büyük bir ücreti var hem de
Bir sözümü duymanın, dokunmanın,
Kanımın bir damlasının

Ya da saçımın, giysilerimin bir parçasının.
Ya, ya, Herr Doktor.
YA, Herr Düşman.

Sizin eserinizim ben,
Sizin değerli eşyanız,
O som altından bebek

Hani bir çığlıkta eriyen.
Dönüyorum ve yanıyorum.
Büyük ilginizi küçümsediğimi sanmayın.

Küller, küller-
Karıştırıp duruyorsunuz.
Et, kemik, başka bir şey yok –

Bir kalıp sabun,
Bir nişan yüzüğü,
Bir diş dolgusu, altın.

Herr Tanrı, Herr İblis
Sakının
Sakının.

Küllerin arasından
Kızıl saçlarımla dirilip doğruluyorum
Ve solurcasına insan yiyorum.
Sayfa: