DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Lev Tolstoy - Kroyçer Sonat



Toplam 1 fotoğraf bulunmaktadır
Kompozisyon: Eser 28 bölümden oluşmaktadır. Eserdeki olaylar başkahraman Pozdnışev adlı bir asilzadenin yolculuk etmekte olduğu bir kompartımanda başlar. Pozdnışev’in, ismi bilinmeyen yolcuya anlattığı asıl olay ise 19. yy sonlarında Moskova’da geçer.

Ana Tema:
19. yy’da Rus sosyete toplumundaki evlilik kurumu, kadın-erkek ilişkileri, yaşamın yozlaşmışlığı ve ahlak üzerine şiddetli bir itiraz; kıskançlık duygusunun, birtakım ön yargıların, toplum içinde yerleşmiş mantıksız gelenek, görenek ve inançların bir aileyi nasıl yıkabileceği, insanları nasıl felakete sürükleyebileceği.

Suje : Kahramanımız Pozdnışev, uçarı bir gençlikten sonra artık evlenmeye hayatını bir düzene oturtmaya karar verir. Bu karar onun hayatına artık geri dönülmez bir şekilde değiştirir. Kitabın hemen başında tanıştığımız Pozdnışev kıskançlık nedeniyle karısını öldürmüş olduğunu söyler ve sonra da adım adım bu cinayete giden olayları sıralar. Pozdnışev’in bilinçaltındaki güvensizliğin kıskançlığa dönüşmesiyle eşini öldürmesinin yapıtın yalnızca fonunu oluşturduğunu belirtebiliriz.Çünkü olay sadece basit bir cinayet değildir. Yazar, en başta bize dış dünyayı ufacık bir fırça vuruşuyla duyurduktan sonra, bizi insanların arasına salıveriyor. Yolculuğumuz başladıktan sonra , vagondan içeri giren yeni bir yolcuyla karşılaşıp,ondan sonra bu adamın anlattıklarıyla da asıl hikayenin içine dalıyoruz. Böylece, hayatın gerçek çerçevesi içine oturtulmuş bir facianın hikayesini dinliyoruz. Kroyçer Sonatı’nda hikaye, korkunç bölümüne yaklaştıkça, anlatılanlara çerçeve olan trenin tekerleklerinin dönüşü gibi, gittikçe daha canlı bir havaya bürünüyor. Kroyçer Sonat sıkı, yoğun, gerçek bir iç dramdır; dramı kahramanın kendisi anlatır. Tolstoy bu kahramanının ardına gizlenir.

Özet: Kroyçer Sonat'ı iki bölüme ayırarak inceleyebiliriz. İlk bölümümüz yolculuğuna tanık olduğumuz, isimsiz, bize olayları aktaran yolcumuzun da içinde bulunduğu vagondaki birbirini
tanımayan, farklı sosyal statülere sahip olan birkaç insanın arasındaki aşka, kadına, erkeğe, ilişkilere, evliliğe, eğitime dair yaptıkları hararetli konuşmalar, tartışmalardan oluşur.Buradaki yolcularımızın arasında bulunan Pozdnışev'in aslında kim olduğunu onlara söylemesi ve isimsiz, hikayeyi bize sunan yolcumuza başından geçenleri,evliliğini, evliliğine giderken adım adım yaşadıklarını anlatmaya başlamasıyla ikinci bölüme başlarız. Aslında diyebiliriz ki ilk bölüm ve buradaki tartışmalar aslında asıl olaylara bir geçiş noktasıdır. 

Pozdnışev içindekileri, bu aşk denen şeyin başına getirdiklerini, nelere yol açtığını, hayatımın hikayesi dediği olayı anlatmaya başlar. Daha 16 yaşındayken masumiyetini nasıl yitirdiğini, nasıl bir çapkına dönüştüğünü, fakat evlenme, kendine saf bir aile hayatı, bu uygun bir genç kızla tanışma umudunu bırakmadığından, eşiyle tanışmasından, ondan büyülenmiş bir şekilde geçirdiği nişanlılık döneminden, ona karşı hissettiklerinden bahseder. Özellikle bu sırada dönemin ilişkilerini, dönemin kızlarının "koca arama“ panaromalarını çizip onları sert bir dille eleştirir. Pozdnışev evlenmiştir. Daha balayından itibaren hiç durmayacak, son bulmayacak tartışmalar, kavgalar, korkunç, utanç verici tümüyle sıkıntılı bir dönem kendini gösterir.
Kavgalar hala süregelirken Pozdnışev'in kıskançlığı baş gösterir. Pozdnışev karısını çocuklarını emzirememesinden , bir süre çocuk yapamamasından dolayı ki tamamen onun sağlığını tehlikeye atmama durumundan dolayı kıskanır. Eski bir tanıdığı olan Truhaçeskiy'nin de evine gelmesi ve onu yemeğe davet etmesinden sonra bu kez eşini biradama karşı kıskanıyordu. Truhaçevskiy keman, Pozdnışev'in eşi ise piyano çalıyordu. Eşi ve Truhaçevskiy davetlerde birlikte müzik yapıyor, davetlileri eğlendiriyorlardı. Pozdnışev'in kıskançlığı ise giderek şüpheye dönüşüyor, şüpheleri onu yiyip bitiriyordu. 

Pozdnışev iş toplantısına gitmişti. Oradayken eşinin içinde Truhaçevskiy'nin evlerine gelişinden de bahsettiği mektubunu aldı. Bu mektup şüphelerini, sanrılarını daha da körüklemişti, kafasında sürekli olmayan ya da olan,bilmediği ama biliyor da olduğu şeyler dönüp duruyordu, işlerini yarım bırakıp eve dönüş yolundayken de yine böyleydi. Yoldayken kararını vermişti,
Truhaçevskiy'i yine evinde bulacaktı ve karısının onu aldattığından emin olacaktı böylece kafasındaki cezalandırmayı uygulayacaktı. 
Pozdnışev eve vardı. Çocuklarının odalarının önlerinden geçti, çalışma odasında bir daha düşünme fırsatı buldu sonra kalktı ve onları öpüşürken bulacağını düşündü. Odanın kapısını açtığında ise karısı ve sevgilisi diye düşündüğü adamı yemek masasında gördü. Karısının, Truhaçevskiy'in yüzündeki ifadeleri dehşet ifadesi olarak yorumladı ki evet kesinlikle aldatılıyor
olmalıydı ve bu noktada birinin cezalandırılması gerekiyordu. Truhaçevskiy, Pozdnışev'in arkasında sakladığı hançeri gördü onu durdurmaya çalıştı,bunu başaramayınca da kaçmayı başardı. Karısı ise direndi, yanıldığını anlatmaya çalıştı ama başaramadı. Hançerin, Pozdnışev'in tüm delüzyonlarının kurbanı o oldu. Karısı can çekiştiği sırada ondan nefret ettiğini söylüyor, Pozdnışev ise bağışlanmayı diliyordu. Karısını tabutta gördüğünde her şeyi anlayan Pozdnışev 11 ay hapis yatar.

Aslında bu eser Tolstoy’un eşi Sofya Andreyevna ile olan ilişkilerini yansıtan bir aynadır. Tolstoy’un bu eseriyle ‘tereddüt etmeden yatak odasının kapılarını sonuna kadar açtığı’ dile getirilir. Sofya Andreyevna’ya göre de bu çalışma, kendi evlilik hayatının açıkça kağıda dökülmüş biçimidir. Sofya Andreyevna, 1891 yılında günlüğüne yazdığı “İçten içe bu romanın bana
yönelik yazıldığını, beni bütün dünyanın önünde küçük düşürdüğünü ve aramızdaki sevgiyi sona erdirdiğini hissettim.” sözleriyle Tolstoy’a olan öfkesini de dile getirir.
Kitabı yazdıktan sonra, Tolstoy da dehşet içinde kalmıştır. Kroyçer Sonat’ın son sözünde şöyle der:

“ Bu yapıtı yazarken, sıkı bir mantığın beni bu geldiğim noktaya getireceğini hiç mi hiç bilmiyordum. Kendi sonuçlarım beni dehşete düşürdü ilkin, bunlara inanmak istemiyordum, ama elimde değildi… Benimsemek zorunda kaldım. “

Karakterler:
Vasila Pozdnışev
Pozdnışeva: Pozdnışev’in karısı
Truhaçevskiy: Müzisyen
Yaşlı tüccar,Avukat, Avukatın yanında bulunan
kadın

Vasila Pozdnışev: Kır saçlı,ruhu deliliğe yakın bir bozukluk içine sürüklenmiş, olağandışı bir adam olarak tanımlanır. Pozdnışev'in aşkın yalnızca geçici bir tutku olduğuna ilişkin sözleriyle başlayan iç dökmesi, adeta bir monoloğa dönüşür. Pozdnişev nasıl olup da böyle çöktüğünü bezginleştiğini anlatır. Gençliğinde kötü bir hayat sürmüş sonradan kendinden iğrenmeye
başlamıştır. Terzilerin, güzellik uzmanlarının yardımıyla erkeklerin hayvansal içgüdülerini alevlendirdikleri için toplumun ve kadınların suçlu olduğu kanısına varmıştır. İçinde uyanan pişmanlık Pozdnışev’i değişime itmiş, o da bu doğrultuda evlenmiş, çocuk sahibi olmuştur. Ancak kadınlarla erkekler arasındaki onulmaz farklar, bir yandan da Pozdnışev’in kıskançlığı nedeniyle bir süre sonra karısıyla birbirinden nefret etmeye başlamışlardır. Karısının onu bir müzisyenle aldattığından kuşkulanmasıyla birlikte Pozdnışev’in ruhunun derinlerinde yatan şiddet açığa çıkmış, geri dönüşsüz zararlara yol açmıştır.
Pozdnışev’in ağzından konuşan Tolstoy hem cinselliğin hem de evliliğin ne kadar ahlaksız şeyler olduğuna bizi ikna etmeye çalışır.

Eserdeki Görüşler:
 Eserde ataerkil düzenin egemen olduğu toplumlarda kadın ve erkeğin asla eşit görülmediği konusuna değinilmiş. Kadın birey ve erkek bireyin tamamen farklı görüldüğü vurgulanmıştır.

 Kadının cinsiyetini belli edici şeyler saçları ve vücududur.Burada Pozdnışev’in ona sadece kadın olduğu için ilgi duyduğu, birey olarak varlığını önemsemediği vurgulanmıştır.

 Kadının sosyal konumu her ne kadar değişmiş, kadın da erkeklerin bulunduğu toplantılara katılıyor olsa da erkeğin gözünde kadının yerinin tam olarak değişmediği, erkeğin kadına karşı hissettiklerinin aşktan ziyade cinsellik olduğu vurgulanıyor.

 Evlilik; çok ayrı iki toplumsal cinsiyet olan kadınlarla erkeklerin ekonomik ve cinsel nedenlerle bir araya gelmeleri gerekliliğini yaratır.

 Dönemin Rusya’sında evlilik prosedürlerinin düzenlemesi,müstakbel damat ya da gelin adayların belirlenmesi gibi aktivitelerin etkin özneleri kadınlardı. Evlilikler genellikle bir statü değişikliğini de beraberinde getirmekteydi, arzu edilen ideal evlilik, sınıf atlama ihtimalini de beraberinde getirendi.


Tolstoy’un Evlilik Kurumuna, Kadına Aşka ve Cinselliğe Bakış Açısı
 Cinsel birliktelik sağlık için gereklidir, evlilik dışı cinsel ilişki son derece olağan sayılmalı, bu nedenle de teşvik edilmelidir fikrine tamamen karşıdır; böyle bir cinsel birleşmeye girmenin en basit anlamıyla bir ahlak suçu olduğunu, bir alçaklık olduğunu savunmaktadır. Ona göre erkekler bu konuda kendilerini tutabilmeleri için doğal bir yaşam sürmeli, içki içmemeliler, çok yemek ve et yememeliler güç harcamaktan insanı bitkin düşüren ağır işlerden kaçınmalılar,başkalarının karısıyla ilişkiye girme düşüncesini akıllarının ucundan bile geçirmemeliler.

 Bedensel aşka bakışın değişmesi, erkeklerin de kadınların ailede, toplum içinde, evlenmeden önce de sonra da sevişmeyi,bedensel aşkı şiirsel yüce bir şey olarak değil, insanı küçülten hayvansal bir durum olarak görecekleri biçimde yetiştirilmeleri; evlenirken verilen sadakat sözünün tutulmamasında da suçlunun cezalandırılması gerekir.

 Toplumumuzda bedensel aşka verilen o yanlış anlam sonucu çocuk doğumu da anlamını yitirmiştir. Karı koca ilişkisinin amacı da, doğrulayıcısı da olan çocuk, bu kez hoş aşk ilişkilerinin
engelleyicisi olarak görülmeye başlanmıştır; bu nedenle de, tıp biliminin uygulayıcılarının öğütleri sonucu, evlilik içi olsun,evlilik dışı olsun, kadının doğurganlığını önleyen birtakım ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır . İşte Tolstoy bunun da iyi bir şey olmadığını düşünmekte, çocuk doğumunu önleyecek ilaçların kullanımını da hiç doğru bulmamaktadır . Çünkü bu, insanları
öncelikle cinsel hazlarının bir karşılığı olan çocuklarıyla ilgili birtakım gerekliliklerden, güçlüklerden, yükümlülüklerden kurtarmaktadır; sonra insan doğasına ters olan bir çeşit cinayet
anlamına gelmektedir.

 Anne-babalar çocuklarını insan gibi insan olacak biçimde yetiştirmek kaygısı taşıyacak yerde, çocuklarını elden geldiğinde daha iyi beslemek, boylarının uzun olması için çaba harcamak, üstlerini başlarını temiz, ciltlerini bembeyaz, karınlarını tok tutmak, onları güzel yapmak amacı taşımaktadırlar. Bu şekilde büyütülmüş çocukları erken yaşlarda onların dayanılmaz acılar çekmelerine neden olan bir duyarlılık berbat etmektedir. Tolstoy insan çocuklarını hayvanların yavrularını yetiştirdikleri gibi yetiştirmemeleri gerektiği görüşünü savunur.

 Genç bir erkekle genç bir kadın arasındaki her zaman bedensel aşkı amaçlayan, aşkın insanlara özgü en şiirsel amaç diye yüceltildiği toplumumuzda erkekler yaşamlarının en güzel yıllarını aşkın en güzelini ya da nikahı ararlar,bulmaya, elde etmeye çalışırlar; kadınlarla kızlar ise erkekleri avlamaya, onları kendileriyle ilişkiye çekmeye ya da nikah masasına oturtmaya çalışırlar. Fakat Tolstoy'a göre işte burada da bütün bu çabalar boş ve anlamsızdır; şiirlerde, romanlarda yüceltilen o bedensel aşkın yüce bir şey olduğu düşüncesinden vazgeçilmelidir; ister evlilik içi ister evlilik dışı olsun bedensel aşkla insana yakışan amacın, insana yakışır kabul ettiğimiz bir hizmete ( bilime,sanata,vatana ya da tüm insanlığa) asla ulaşılamaz, aksine bunu zorlaştırır.



Yararlanılan Kaynaklar:
Kroyçer Sonatı (Altın Kalem Klasikleri ve İletişim Yayınevi)
Nuray Şahinkaya- ‘Tolstoy’un Aile Mutluluğu ve Kroyçer Sonat Adlı
Eserlerinde Kadına Bakış Açısı’ makalesi (Littera Edebiyat Yazıları )
Tolstoy’un Romanlarında Kadın Karakterler ve Kadın Sorunsalı (Yüksek
Lisans Tezi-Gülcan İnalcık)
Sayfa: