DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Madam Martha Koyu



Toplam 1 fotoğraf bulunmaktadır
Burgaz Ada 'da vapurdan inince sağ yöne, yani Kalpazankaya istikametine doğru yürüdüğünüzde ulaşabileceğiniz bir koydur. Düşler Sahili tabelasını biraz geçince aşağıya doğru bir patikanın indiğini ve merdivenlerin başladığını göreceksiniz. İlk gittiğimde herhangi bir tabela olmadığı için Madam Martha Koyu'nu bulmak zor olmuştu benim için. Ada sakinleri ve yol üzerinde ilerleyen insanlara sorarak ulaşabilmiştim. Sonraki zamanlar için Düşler Sahili tabelasını bir işaret olarak belirledim kendime. Birkaç kere gittikten sonra da zaten otomatik olarak bulabiliyorsunuz Madam Martha'ya ulaşma yolunu.

Madam Martha isminden de anlaşılacağı gibi bir hikayeyi barındırıyor içerisinde. Bir "madam"ın hikayesini. Lübnan'lı Katolik bir Ermeni olan Marta Arat güzelliği herkesin dilinde olan bir kadın imiş. Berc Kazar isimli yine kendisi gibi Ermeni olan biriyle evlenmiş ve önceleri "Halikya" denilen bu koya yerleşmişler. Marta balerin ve aynı zamanda doğa tutkunuymuş. Denizle ve doğayla bütünleşmek için suya çıplak giriyor ve orada topladığı taşlarla güzel takılar yapıp çocuklara armağan ediyormuş. Fakat zaman içinde kendisini çıplak gören ada halkı dedikodu çıkarmaya başlamış. Bu dedikodulardan ötürü kocası ve çocuğu rahatsız oluyor ve surat asıyor, eski huzurlu günleri yavaş yavaş kayboluyormuş. En sonunda bu dedikoduları daha fazla kaldıramayan Marta ilaç içip kendisini serin sulara bırakıyor. Ardından da sadece "artık rahat edersiniz" yazılı bir intihar notu bırakıp veda ediyor.

Bu üzücü olaydan sonra ada halkı hüzne boğuluyor ve "Halikya" koyu artık "Madam Martha" olarak anılmaya başlanıyor.

Doğayla yeşilin iç içe geçtiği bu koy hikayesiyle daha bir anlam kazanıyor.

Marta'nın yaşadığı 80'li yıllarda el değmemiş haliyle kim bilir ne şahane bir güzellikteydi ve Marta buraya aşık olmuştu. Şimdilerde ise kampçıların uğrak mekanı olan bu koy gerilerinde bıraktığı çöplerle ve İstanbul nüfusunun yoğunluğunun sebep olduğu bir deniz kirliliğiyle kendisini gösteriyor. Bu nedenle Madam Martha Koyu'nu denize girmek için uygun bir yer olarak göremedim. Esintili havasıyla ferahlamak, güneşlenmek ve çadır kurarak güneşin doğuşunu ve batışını izlemek için mükemmel bir yer olduğunu söyleyebilirim sadece.

Koyda herhangi bir konteyner yok ve doğal olarak buraya çöp arabası da inmiyor. Yani sizin oralara biriktirdiğiniz çöpünüzü alacak kimse yok, doğa temizliği konusunda duyarlı birkaç insanımız dışında. Lütfen siz de aynı duyarlılığı gösterip çöpünüzü elinizde taşıyarak koyun girişindeki konteynera atınız.
Sayfa: