DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Mehmet Pişkin'in intihar notu incelemesi


İlk saniyelerden itibaren dikkatle izlediğimizde; gülümseyen gözlerin ardında bir burukluk olduğunu rahatça görebiliriz. Hayattan beklediğini alamamışlık hakim. "Mehmet Pişkin ben" derken "Benim adım buydu değil mi?" ifadesi ile bilinci hafif kaybeder ve sorgular vaziyete geçiyor fakat bu durumdan günün tarihini filan söyledikten hemen sonra "doğrudan konuya gireyim" diye ani bir şekilde sıyrılıyor. Daha en başından bunun bir intihar notu olduğunu "fakat" ağlak bir ifadeye geçmeyeceğini bizlere göstermiş oluyor.

Hemen sonrasında "Bana ayrılan sürenin sonuna geldik" kısmındaki iç burkan gülümsemesi ve o saniyede aldığı yarım nefesin gösterdiği hayal kırıklığı hissiyatını görmemek imkansız gibi. Konuşurken dişlerini birbirine yakın tutması, kullandığı ses tonu ve verdiği genel vücut dili ile Mehmet Pişkin intihara giden yoldaki vaziyetin ciddiyetinin farkında olmasına rağmen bunu bize hissettirmeme uğraşında.

Mehmet Pişkin, notunda bize intihar kararının, daha çok gençlerde gördüğümüz intihar vakaları gibi fevri şekilde alınmadığını izah ediyor. Onu intihara doğru götüren birçok olay olduğunu ama yine de bardağı taşıran damlalar olduğunu söylemekten kaçınmıyor. İçinde bulunduğu derin ve uzun süreli mutsuzluk duygusunun insan kaynaklı olduğu aşikar. Ancak olayın özel bir kişi ile bağlantılı olduğunu düşünenler varsa onlara çok kesin bir bilgi vermek isterim. İntihar eylemi asla direkt bir kişi veya tek bir olay ile ilgili olamaz. Mehmet Pişkin'in de belirttiği gibi bu bir birikimdir. Uzun bir sürecin eyleme dönüştüğü son bir andır.

İşte bu noktada daha evvelden de bahsettiğimiz gibi intiharın bir yok oluş değil, aksine var oluş eylemi olduğunu görüyoruz. İçinde bulunulan yaşam formunda kendisini yeteri kadar var edemeyen insanın yaşamına son vermesi gayet doğal bir yaklaşım. Ancak enteresan gözüken konu şu ki; intihar genellikle hayatı diğerlerine göre daha iyi irdeleyen, olayları daha iyi analiz eden, daha zekice düşünebilen insanların başvurduğu bir eylem.

"İnsanların büyük çoğunluğu yüzmesini öğrenmeden yüzmek istemez. Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için dünyaya gelmişler; suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar; düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa bundan ileri bir noktaya ulaşabilir. Ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir. böyle biri bir gün gelip suda boğulur."
Sayfa: