DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Oblomov'un Rüyası


Oblomov’un bir öğle uykusunda gördüğü rüya onun bize nasıl bir çocukluk geçirdiğini, çocukluğunun geçtiği Oblomovka’nın ve Oblomovka’da yaşayan insanların neler yaptığını anlatmakta ve aslında Oblomov’un neden böyle olduğunu bizlere göstermektedir. Romanın asıl çıkış noktası “Oblomov’un rüyası” bölümüdür. Gonçarov, 1849 yılında bu bölümü yazmış ve sonrasında Oblomov kitabını yazmaya karar vermiştir.

Oblomovka, anne-baba, dadısı ve birtakım uşaklarla birlikte İlya İlyiç’in çocukluğunu geçirdiği bir yerdir. Aslında Oblomov’un kendi kişiliğinin oluşmasını sağlayan bir hanedir. Bu hanede, bölgedeki diğer insanlarla birlikte, çeşitli batıl inançlara sahip olan, her türlü efsane ve mite koşulsuz inanan ve bunlardan aşırı derecede korku duyan insanlar yaşamaktadır. Bu insanlar öyleki uçsuz buçaksız bir denizden bile korkmaktadırlar. Çünkü denizin onlara ne getireceğini bilemezler. Beklenmedik bir fırtına onları daima kuşkulandırır. Kuşların neşeyle ötmediği, sadece martıların acı bir şekilde çığlık attıkları ve insana hüzün veren bir şeydir deniz. Onların istedikleri beklenmedik olaylardan, onları büsbütün heyecanlandıran ve korkuya sebep olan olaylardan uzak, sakin bir hayat sürmektir. Doğum, yaşam ve ölüm. Onlar için önemli olan sadece bunlardır. Yeni bir bebek doğduğunda ve çeşitli önemli günlerde bir mutluluk, bir insan öldüğünde ise hüzün yaşarlar; fakat bu da kısa sürer. Çok geçmeden bu kısa duygu değişimleri de unutulur. Gerçekten burada olağanüstü olaylarla karşılaşılmaz. Örneğin kimse hastalanmaz, tatlı uykularında huzurlu bir ölüm yaşarlar. Bir insanın hastalanması, yerde öylece baygın bir şekilde yatan bir insana rastlamak buradaki tüm insanlarda endişe ve korku yaratır. Yanına dahi yaklaşamaz, orayı hemen terk ederler. Başka insanlar onları ilgilendirmez, kendi yaşadıkları yerlerden uzaklarda ne olduğunu bilseler bile oralara gitmezler. Bundandır ki, aslında kendilerini de tam olarak tanıyamazlar. İyi veya kötü bir insan olduklarını, zengin mi yoksa fakir mi olduklarını anlayamazlar ki bu bilinmezlik onları hiçbir şekilde rahatsız etmez. Zaten hayata dair sorguladıkları herhangi bir şey de yoktur.
Oblomovlar, çalışmayı bir ceza olarak görmekte ve bundan sonuna kadar kaçmaktadırlar. Günümüz insanının uğraştığı akli ve ahlaki sorunlarla uğraşmazlar ve herhangi bir gerilim, stres yaşamazlar hayatları boyunca. Bundandır ki hep uzun yaşarlar. Çocuklarını hayata hazırlamak için de bir telaş içine girmezler, çocuklarının kendilerini geliştirmeleri için kitap okumalarına dahi müsaade etmezler. Çünkü kitaplar bazı sorunlarla onları karşıya karşıya getirir, zihinlerini meşgul eder ve sonuç olarak hayatlarını kısaltırdı. Çocukların beyaz tenli ve gürbüz olmaları onların tek isteğidir. İşte Oblomov’un büyüdüğü Oblomovka böyle bir yerdir.

“Çocuğun kafası tuhaf görüntülerle doluyordu; acı ve korku uzun süre, belki de daimi olarak onun ruhuna yerleşiyordu. Çevresine her zaman kederli kederli bakar, hayattaki her şeyi sıkıntılı ve eziyetli görürdü. Aklı fikri hep o Militrisa Kirbityeva’nın yaşadığı, bedava yiyip içmenin, giyinip kuşanmanın mümkün olduğu tehlikesiz, dertsiz, kaygısız masal ülkesindeydi.” Çocukluğunda oluşan bu düşünceler, büyüdüğünde de onun peşini bırakmayacaktı.
Sayfa: