DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Odunpazarı-Eskişehir



Toplam 9 fotoğraf bulunmaktadır
Geçtiğimiz ay bir pazartesi günü saat onbir sularında okulumda arkadaşlarımla oturuyorduk. Bir sonraki Grammar dersi hakkında konuşmaya başladık ve ödevlerimizi yapmadığımız aklımıza geldi. Bu duruma hocamızın kızacağını daha önceden gayet iyi deneyimlediğimiz için derse girmemeye karar verdik. Bunun yerine değişiklik olsun diye bir müzeye gitmek istedik.

Derhal yola çıktık, en yakındaki tramvay durağına gittik ve balık istifi gibi dizildik tramvayın koridoruna. Bir yandan sohbet ediyor bir yandan da tramvaya bu son beş ayımda sadece iki kere bindiğimi fark edip kendime kızıyorum. Neyse efendim uzun uğraşların sonunda tramvaydan inmeyi başarıyor ve Odunpazarı Belediyesine varıyoruz. Arkadaşlarım birilerine sormanın manasız olduğunu düşündükleri için ellerini ceplerine atıp telefonlarını çıkarıyorlar. Bense yoldan geçen ilk insana "Pardon, Anadolu Üniversitesi'nin Karikatür Sergisi nerede acaba?" diye soruyorum. Biraz ilerden sola dönüp yukarı çıkmamız gerektiğini söylüyor. Gösterdiği yoldan geçerken arkadaşlarım Odunpazarı Evleri'nin ne kadar güzel oldukları hakkında yorumlar yapıyor. Hemen fırsatı değerlendirip onları bekletmeden bir kaç fotoğraf çekiyorum benim emektar telefonumdan. Müzeyi bulduğumuzda kapının kapalı olduğunu görüyoruz. Eminim ki okuduğunuzda pazartesilerin kapalı olduğunu içinizden geçirmiştiniz ama biz üç aklı havada gencin bu aklına gelmemişti. Üzüle üzüle başımız yerde yürüyoruz derken sağ tarafta gözüme bir nesne takılıyor (ki fotoğrafını çekmek yasaktı bu yüzden tarif etmeye çalışacağım) ilk bakışta ağacı andırsa da metalden yapılmış bir iskelet ve üzerinde yassılaştırılmış camdan şişeler bulunuyor renk renk çeşit çeşit. Ne olduğuna daha yakından bakmak için yanına gidiyorum ve hemen ileride bir dükkan dikkatimi çekiyor; Şişeli Dükkan. Arkadaşlarımı çağırıp bu dükkana giriyorum. İçerisi oldukça otantik, her çeşit şişe mevcut; bira şişesi, şarap şişesi, süt şişeleri vb. Hepsinin ortak özelliği cam ve yassılaşmış olması. Bir görevli ile karşılaşıyoruz ve fotoğraf çekmek için izin istiyorum ama ne yazık ki yasak olduğu için yapamıyorum. Bu defa ona şişelerin nasıl yapıldığını soruyorum. Başta şişelerin iyice yıkandığını daha sonra bunların çok yüksek derecede ısıtılmış özel fırınlarda bekletilip sıkıştırıldığını söylüyor. İçeriden hatıra niteliğinde küçük bir viski şişesini satın alıyorum ve dükkandan ayrılıyoruz.
Arkadaşlarımdan biri acıktığını ve buralarda çok iyi bir çiğ börekçi bildiğini söylüyor. O önde arkadaşım hemen onun arkasında ben ise elimde telefon sırtımda çanta gördüğüm her dükkanın ve her nesnenin fotoğrafını çekerek en arkadan takip ediyorum. Çok geçmeden büyük bir caminin yanında bulunan Kırım Çiğ Börekçisi'ni buluyoruz. Birer porsiyon sipariş verdikten sonra etrafı inceliyorum ve gördüğünüz fotoğrafları çekiyorum. İçerisi oldukça sıcak ve kullandıkları masalar ve minik tabureler odaya ayrı bir hava katıyordu. Yemeklerimiz geldi beş dakikadan daha kısa bir sürede mideye indirildi, parası ödenip teşekkür edildi. Dönüş yolunda ufak bir kafeye uğrayıp birer salep içtik. O soğukta gayet iyi gelmişti.

Maceramız akşam altıya kadar sürdü. Geri dönüşte Porsuk Çayı'nın da bir fotoğrafını çekip evime gittim. Benim için hem çok yorucu hem de çok ilginç bir gündü. Eskişehir'e yolunuz düşerse muhakkak Odunpazarı'nı görmelisiniz.
Sayfa: