DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Ölüdeniz adını nereden alıyor



Toplam 1 fotoğraf bulunmaktadır
Fethiye'den Ölüdeniz'e doğru aracınızla giderken sizi son derece virajlı ama temiz asfaltlı bir dağ yolu karşılayacaktır. İlk olarak apart tarzı otellerin bolca bulunduğu Ovacık mevkiine varacaksınız. Biraz tepede olan Ovacık'tan deniz seviyesine doğru indikçe sağlı sollu kolluk,can simidi,deniz yatağı, deniz topu,bikini, mayo satan dükkanların sayısı artacaktır. Bu tarz dükkanlar her tatil beldesinde vardır ve insana denize yaklaştığını müjdelerken insanın içini bir kıpırtı kaplar. Yalnız bunların fiyatları hiç de azımsanacak kadar değildir. İngilizlerin gelip kalıcı olarak yerleştiği bir yer olarak düşünürsek çoğu şey TL cinsinden satılmamaktadır.
Ölüdenize ilk indiğinizde sizi çarşaf gibi bir deniz karşılayacak diye düşünmeyin. Aksine çok dalgalı, hırçın bir deniz göreceksiniz. Yaklaşık 10km lik mini bir dağ yolundan geçtikten sonra Belcekız koyuna varacaksınız, asıl durgun deniz orasıdır. Adeta küveti doldurmuşçasına sakin bir deniz göreceksiniz ki ayaklarınızı çok net görebilecek kadar da berrak bir suyu vardır. Benim gibi deniz canlılarından korkanlar için belcekız hem avantaj hem dezavantajdır. Dibi görebildiğiniz için ne gelse farkedersiniz, sadece çok minik ve sürü halinde gezen balıklar görebilirsiniz.. Hani kıyıda çok ufak dalgalar olur ya gel-git şeklinde...Burada o bile yoktur ve balıklar en kıyıda yüzebilecek kadar miniklerdir. Yazımı bu tarifi güç güzellikteki mekanın bir rivayete dayanan hikayesi ile bitirmek istiyorum.

Zamanın birinde babasıyla birlikte denizcilik yapan yakışıklı bir oğlan varmış. Balıkçılık yaparken arada koya uğrar su alırlarmış. Belcekız da bu koyda yaşayan destansı güzelliğe sahip bir kızcağızmış. Gel zaman git zaman birbirlerini görüp vurulan gençler, sürekli oğlanın koya su almaya gelmesi ile aşklarını büyütmüşler. Bir gün yine koya su almaya giderlerken oğlan babasına belcekız a duyduğu hislerini anlatıp onunla evlenmek ve koya yerleşmek istediğinden bahsetmiş. Oğlu olmadan işlerinin aksayıp parasının azalacağını düşünen baba, buna izin vermemiş ve oğluyla bir kavgaya tutuşmuşlar. O sırada belcekız bu durumu uzaktan izliyormuş ve büyük bir fırtına kopmuş. Baba, oğlunu itince denize düşürmüş. Fırtınadan denizin derinliklerinde kaybolan oğlanı gören belcekız kendini kayalıklardan aşşağı bırakmış. Böylesi bir aşka şahit olan deniz, aniden durulmuş adeta çarşaf gibi olmuş ve bir daha asla dalgalanmamış. O günden sonra oğlanın can verdiği yere 'ölüdeniz' , kızın kendini attığı yere de 'belcekız koyu' demişler.
Sayfa: