DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Otostop çekmek



Toplam 7 fotoğraf bulunmaktadır
Otostop her ne kadar çileli ve güvensiz bir yolculuk biçimi olarak düşünülse de ben bu algının yavaş yavaş kırıldığını düşünüyorum. Yolculuk ederken yeni insanlarla tanışmak ve gittiğiniz bölgenin insanlarının bölge hakkında size bilgi vermesi, yeri geldiğinde yiyecek/içecek birşeyler ısmarlaması ve hatta kalacak yeriniz yoksa sizi evinde ağırlamak istemesi ancak misafirperver insanların olduğu bizim ülkemizde yaşanabilir. Kötü insanlar çıkabilir mi karşımıza, elbette olabilir. Ama keyifli bir yolculuk için riske etmeye gerçekten değer. Düşünüldüğünde zaten biz her an tehlike altındayız, her an başımıza birşey gelebilir. Bu bakımdan hayat paranoyak bir şekilde yaşamak için gerçekten çok kısa.

İğneada yolundaki otostop maceramı anlatınca anlayacaksınız iyi insanların hala bir yerlerde olduğunu ve otostopçuya yönelik olan önyargının nasıl kırılmaya başladığını.

Otostopa başlamak için Beylikdüzü son durak metrobüs hattında indik ve arabaların durma ihtimalinin daha yüksek olduğu yan yolda beklemeye başladık ve yaklaşık 5 dakika sonra Büyükçekmeceye giden bir tır durdu. Gideceği yola kadar bizi çok güzel ağırlayan Hüseyin abi Büyükçekmece'de bizi indirdi ve yolumuza devam ettik. Yine yaklaşık 5 dakika sonra Hüseyin abi yanında bir arkadaşının ticari arabasıyla yanımıza yanaştı ve atlayın dedi.

Tırcıların oturup çay içtiği, yemek yediği alana getirdiler bizi ve Çerkezköy'e gidecek bir abimiz olduğunu söylediler. Onu beklerken oradaki herkes bizimle çok ilgilendi, çeşitli tanıdıklarını arayarak İğneadaya giden birilerinin olup olmadığını sordular. Otobüse binmemizi söyleyip durdular, halbuki biz üç kız bir maceraya atılmak istemiştik. Başımıza bişey gelmesinden endişelenen abilerimiz aralarında para toplayarak zorla elimize sıkıştırdılar. Sonra da "siz öğrencisiniz, okulunuzu bitirin ve vatana millete hayırlı insanlar olun, biz başka birşey istemiyoruz." dediler. Üstelik 65 TL gibi bir rakamdı bize verdikleri.Binlerce kez teşekkür ediyorum onlara, çok iyi insanlardı. Her ne kadar onların hakkını ödeyemesek de en kısa zamanda yemekler yaparak onlara götürmeyi planlıyoruz.

Sonrasında Çerkezköy'e gidecek olan abinin işi çıkınca Silivri'ye kadar götürdüler ve servise bindirdiler bizi. Vize'ye kadar kişi başı 13 TL, toplam 39 TL tuttuğu halde ricayla 20 TL verip ayrıldık. Bizi otobüse bindirecekti o abimiz ama biz otostopu tercih ettik ve Vize'de bir aracı durdurarak yaklaşık 10 km yol aldık. Ordan inerek emekli bir amcanın arabasına bindik, sohbeti bizi mest etti. Çok tatlı bir amcaydı Ali Rıza Amca. Yenice'ye kadar bizi götürdü ve köy kahvesinde çay ısmarladı bize, bahçeli evinde çok güzel menemen yaptığını söyledi ve bizi de davet etti ama acelemiz olduğunu söyledik. Kalkarken yol ücretimizi kendisi karşılamak istedi fakat kabul etmedik. Duran bir araca bizi bindirerek uğurladı. Bindiğimiz araçtaki Zeki Abi Demirköy'e kadar gitmesi gerekirken İğneada'ya kadar bizi götürdü ve kamp yapılan ve denize girilmesi gereken yerleri gösterdi.

İğneadaya girerken sağ taraftaki Mert Gölü çevresinde kamp kurduk. Birkaç grup vardı bizimle birlikte kamp kurmuş olan. Fakat sonradan bi grup yanımıza gelerek jandarmanın bugün artık burda kamp kurmanın yasak olduğunu ve sabah 10'a kadar tüm çadırların kaldırılması gerektiğini ve aksi halde ceza yazacaklarını söyledi bize.Biz de zaten ertesi günü gideceğimizden sorun etmedik. Akşam 6 gibi denize girdik ve sonrasında "İnterrail Türkiye Otostop" grubundan tanıştığım Reva Mert bize çok yardım etti, otele kaçak girerek duş aldık ve gece de şarabımızı alıp sahilde oturup muhabbet ettik. Uyumak için de kendi evlerini kiraya veren ve kendileri çadırda yaşayan bir ailenin yanına gittik. Denizden çıkardıkları midyeleri ikram ettiler bize sağolsunlar ve gece arabayla fenerin oraya götürdüler bizi, sonra da sahilde yürüyüş yaptık.

Bir de İğneada'ya gitmek isteyenler için de gözlemlerimi küçük bir paragrafla anlatayım :

İğneada için kötü bir havada gittiğimiz için deniz çok dalgalıydı ve keyifle denize giremedik, üstelik gerçekten bazı yerler çok tehlikeli.Kesinlikle öğretmen evinin orada girmek gerekli. Kapıda ücret isteyen biri olsa da Zeki abinin dediği üzere kesinlikle ücret vermeden girin. İnsanlar çok bilinçli değil, her yer çöp içinde. Sahilde ve kamp yerlerinde çöplerini bırakıp gitmiş insanlar, bu gerçekten rahatsız edici bir durum. Sahile kamp kurmak kesinlikle yasak, jandarma gelip kaldırıyormuş. Yerlilerin dediğine göre de belli yerlerde kamp yapmak yasaklanarak, kamp bölgelerinde 20 TL gibi bir rakam vermek gerekecekmiş. Ama siz yine de mutlaka ücretsiz kamp yapabileceğiz bi yer bulursunuz. Her yer orman, ağaç zaten. Çok zamanımız olmadığından gölleri, şelaleri, Longoz ormanını ve daha birçok yeri göremedik fakat tekrar gideceğiz. Sinek manyaklığı var her yerde, kesinlikle sinek kovucu alın yanınıza, oradaki Migros'ta 12,90dı. Çulsuzluktan alamadık, bacaklarımda koca koca şişlikler oldu, siz mutlaka alın. Bim-A101-Migros, bu üç market var. Bu yüzden yanınızda çok yemek taşımanıza gerek yok. Her şey gayet ucuz. Biz restorantlarda yemek yemedik, bilemicem oranın fiyatlarını.

Dönüşümüzde de İğneada'dan İstanbul'a giden bir araç bulduk, çok rahat gittik. Her şey mükemmeldi.

Yol açık, yola çık! :)
Yol kenarında araçlara doğru elini kaldırmak, çoğunlukla baş parmağımızı like sembolü şekline getirerek araçların sizi almasını beklemek, duran araca doğru koşmak.Belki ilk araç durup sizi alacak, belki saatlerce beklemeden sonra fiili olarak yol almaya başlamış olacaksınız ama o el havada olduğunda aslında yoldasınız demektir.
Ülkemizde daha ağırlıklı 25 yaş altı kesimin tercih ettiği ücretsiz ulaşım şeklidir otostop.Aynı ulaşım şeklini tercih ederek birkaç şehir görmüşlüğüm vardır.Büyük bir sabır, eğer yol uzunsa ciddi bir özgüven ve direnç ister.Özellikle iç anadolu bölgesinde boktan insanlarla muhattap olmak durumda kalırken, sahil şeridindeki şehirlerimizde insanların daha nezaketli ve iyi niyetli olduklarının açık şahidi olursunuz.
Otostop çeken insanlar çok çeşitlidir, ama aracına bindiğiniz kişiler o kadar da çeşitli olmayacaktır emin olun.Yurt dışını bilmiyorum ama en azından Türkiye böyle.Aracına bindiğiniz insanların çoğu konuşma ihtiyacı içerisinde, uzun yoldan sıkılmış, eşinin dırdırından bıkmış, işinde bolca problemler yaşayan ve sizi bir nevi dinleme ve onaylama aracı olarak gören kişiler olacak.Farklılıklar elbette çıkacak ama istisnadan öteye geçemeyecekler.Genellikle onlar anlatacak siz de 'ıhı, evet, haklısın abi' filan diyeceksiniz.Eliniz havada, muhtemelen sırtınızda ağırca bir çanta ve saatlerce beklemenin sonunda bindiğiniz araç sizi salladıkça uykunuz gelecek ama uyumamak durumda olduğunuzu bileceksiniz.Gerçi bu noktada yol arkadaşınız devreye girerse uyuma imkanınız olabiliyor.Ama herşey şartlara bağlı tabi.
Sayfa: