DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Reklam verme çılgınlığı


Zara, Bershka gibi mağazaların bağlı bulunduğu İnditex İspanyol şirketinde geçen gün katıldığım mülakat neticesinde hiçbir şekilde reklama yatırım yapmamış olduklarını öğrendim ve kaliteye önem veren, modayı takip eden ve müşteri odaklı bir şirket oldukları kanısına vardım. Bu zamana kadar bunu farkedememiş olmam da işin garip tarafı. O kadar alışmışız ki reklamlara büyük şirketlerin reklam yapmamış olmasına ihtimal vermiyoruz.
Kapitalist dünyada reklamın öneminin ne kadar fazla olduğunu hemen herkes biliyor. Duymuşsunuzdur, "Bir şirketin varsa paranın %99unu reklama yatırmalısın" derler. Bir yandan da "bir firmanın en büyük reklamı müşterileridir" diye söylenir. Ama işin gerçek doğrusu nedir? Gerçekten reklam yapmalı mı, yoksa iyi hizmet verip müşterilerden mi medet umulmalı?

Maalesef artık müşteriden medet ummak pek mümkün değil. Büyük şirketler bunu tecrübe etmiş vaziyetteler. Çünkü artan nüfusa göre kurulan şirket sayısı da artıyor. Müşteriler hep farklı deneyimlerin peşinde.Ayrıca insanlar hep daha fazlasını istiyor. Dolayısı ile artık büyük olmak, algılarla oynayabilmek demek. Örneğin isim vermeyeceğim, ama Türkiye'nin en büyük GSM şebekesi olarak bildiğimiz cep telefonu operatörü sürekli reklam yapıyor. Gerçi rakipleri de öyle. Aslında onca reklama rağmen pazar paylarında pek değişen bir şey yok. Reklam verme konusundaki arzulu halleri ellerindeki payı bir diğerine kaptırmamak ve pastayı sonradan çıkabilecek bir diğer rakiple paylaşmak istemediklerinden. TV deki, internetteki, bilboardlardaki reklamları yetmiyor, artık çeşitli organizasyonlar düzenliyor, üniversitelere, sinemalara-tiyatro salonlarına kadar giriyorlar. Bazen yol üstünde animatörlerle karşımıza çıkıyorlar.

Bankaları düşünün, her yerde reklamları var. TV kanallarında reklamları en çok dönen sektörlerden biri de bankacılık sektörüdür. Algı yönetimi yapabilmek için hizmetten öte, daha çok reklama ağırlık verirler. Akılda kalıcı sloganlar ve melodiler bulurlar. Bazen şaşırtıcı reklam filmleri ile adlarından daha çok bahsettirmeye çalışırlar. Müşteri hizmetleri hatlarına bağlanmak için en az 10 dakika reklam melodilerini dinlersiniz. Belki telefonda beklediğiniz sürede sinirlenebilirsiniz ama yine de o melodi aklınıza takılacaktır.

İşte bu tip yöntemler ile büyüklerin büyük olarak kalması sağlanır. Büyük şirketler birden-bire birbirlerine karşı iş yapmazlar. Daha çok anlaşma yoluna giderek ellerindeki pazar payını büyütmeye çalışırlar. İlk amaçları pozisyonlarını koruyabilmektir. Dolayısı ile var olan rakipleri dışında, araya yeni ve süpriz şirketler sokmak istemezler. Reklam kampanyaları da bunun üzerine kuruludur. Evet rakiplerini sevmezler, fakat onlarla görünmez bir anlaşmaları vardır. En büyükler olarak kalmak için hepsi hep beraber, her tarafı reklamlarla donatır, angaryadan kafamızı şişirirler.

O yüzden, artık maalesef büyük firmalar için reklam yapabiliyor olmak, müşterilerden çok daha önemlidir.
Sayfa: