DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.

Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.
Sayfa:

Satranç oyunun icat edilişi



Toplam 2 fotoğraf bulunmaktadır
Satrancın icad edilmesi ile ilgili birçok hikaye var.Ben bundan 12-13 yıl kadar önce okuduğum Tubitak Yayınları'na ait Matematiğin Aydınlık Dünyası isimli kitaptaki hikayeyi hatırladığım kadarıyla aktarmaya çalışacağım.

Zannediyorum ki olay Millattan önceki yıllarda Hindistan'da geçiyor.O dönemin en güçlü padişahlarından biri olan ve adını tüm dünyaya duyurmuş Hint imparatoru'nun, yanındaki adamları, vezirleri, askerleri ve halkı olmadan çok ta önemli bir zat olmadığını anlatmak için tabiri caizse o dönemin "Hint fakirlerinden" olan bir Brahman rahibi bu oyunu icad ediyor.
Zaman içerisinde oyun halk arasında yaygınlaşıp hakikatten bir zeka ve yaratıcılık ürünü olarak kabul edildiğinde ise bu kudretli imparator oyunu bulan kişinin huzuruna getirilmesini istiyor.

Bilhassa şahın ele geçirildiğinde oyunun bitmesini gerçekçi bulup, kendi makamının bu şekilde övüldüğünü düşünen imparator rahibi kutlayarak "Dile benden ne dilersen" diyor.

Rahip, kendisini adeta tanrı gibi gören ve "ondan ne dilenirse anında yapabilecek" kudrette bir varlıkmış gibi böbürlenerek büyük bir kibirle konuşan imparatora ne istediğini söyleyebilmesi için bir satranç tahtasına ihtiyaç duyduğunu söylüyor.İmparator da "tez" getirilmesini emrediyor ve rahip, 64 kareden oluşan satranç tahtasını imparatorun karşısına koyup ne istediğini anlatmaya başlıyor:

"Haşmetli hünkarımızdan biraz buğday istiyorum" diyor ve devam ediyor...

"Satranç tahtasındaki 1. kareye 1 buğday tanesi ve 2. kareye birinci karedekinin iki katı kadar olan 2 buğday tanesi koyun.3.Kareye ise ikinci karedeki buğdayların 2 katını yani 4 tane buğday koyun.Bu şekilde her bir kareye kendinden bir önceki karenin 2 katı olması şartı ile satranç tahtasındaki 64 kareyi de doldurun ve bana verin.Dileğim budur" diyor.

Kendisinden toprak,altın,değerli eşya gibi şeyler istenmesini beklerken bu şekilde bir istekle karşılaşan şah çok şaşırıyor ve onun kadar devletli bir kişinin karşısına geçip böyle bir istekte bulunulmasını kendisine hakaret sayıp aniden hiddetleniyor.
"Benim kadar kudretli bir şahtan istediğin bir avuç buğday ha!" diye bağırıyor. "Peki o halde, sözüm söz isteğini yerine getireceğim" diyor ve adamlarına bağırarak emir veriyor."Tez hesaplayın ne kadar buğday çıkacağını ve bu zibidiye bir tane dahi buğday fazla vermeyin!" diyor.

Bunun üzerine adamları başlıyor hesaplamaya...
25. kareden sonra hesaplanan buğday yaklaşık 2 ton oluyor. 50. kareye gelindiğinde hesaplanan buğday bugünün Türkiye buğday üretiminin 1,5 katı imiş.55. karede ise tüm Dünya'nın bir yılda ürettiği buğdayın 3 katına eşdeğer bir rakam çıkıyormuş.64. karede hesaplanan buğday tanesi adedi bugünki hesap makinelerinin birçoğunun ekranına sığmıyor..:)

Ve bu fakir rahip icat ettiği oyun ile dersini al(a)mayan "Şah"'a haddini bir kez daha bildirmiş oluyor..:)
Sayfa: