DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Sosyal medya hissiyatları


Sosyal medyanın, milyarları peşinden sürükleyen paylaşım sitelerinin oluşturdukları hissiyatın ve algının iyi anlaşılması gerektiği kanaatindeyim. Evet, herkes bir şeyler paylaşıyor, herkes o paylaştığı bir şeylerin beğenilmesini ve yorumlanmasını istiyor. Çünkü ilgi görmenin en kolay yolu bu gibi gözüküyor. Fakat benim asıl yakındığım nokta da işte bu!

Birşey paylaşılırken, asla emek verilmiyor. Kişi sadece başkasının hazırladığı bir resmin, videonun veya makalenin üzerindeki paylaş butonuna basıyor ve bunun karşılığında ilgi görmeyi bekliyor. Artık bir tıkla birşeyler yapabilmek veya yapabileceğini sanmak, toplumu o kadar tembelleştirmiş vaziyette ki iki satır yazı yazmak herkese zor geliyor. Halbuki Gabriel Garcia Marquez'in de dediği gibi hayatta yapılabilecek en güzel şey "yazmak"tır. Hem de yazdığınız şeylerin başkaları tarafından okunması bu kadar kolaylaşmışken...

Bir ikinci yanlış algılanan nokta da şu : Sosyal medya gerçekten hızlı bir kitle iletişim aracı değil. Belki öyleydi, ama asıl hızlı olan bu etkisini hızla yitiriyor oluşu. Çünkü siz birşey paylaşırken, paylaştığınız şeyi sadece kendi arkadaş listenize veya sizi takip edenlere gösteriyorsunuz. Herkese açık olduğu düşünülen bu platformlar paylaşımlarınızın herkesçe görülmesini engelliyor. Hele arkadaş sayısı 100lerin üzerinde olan bir listeniz varsa -ki artık herkesin öyle- paylaşımlar sıradanlaşıyor. Çünkü herkes birşeyler paylaşıyor ve bu herkesin gözünde basitleşiyor. Üstelik insanlar, sadece kendileri gibi düşünenleri listelerinde tuttuklarından düşünce-görüş alışverişi yapılamıyor. Örneğin bugünlerde siyasi birşeyler paylaşmak çok moda. Fakat siz kendi siyasi görüşünüze uygun birşeyi paylaşıp listenizdekilere bunu görünebilir kılarken, sizin görüşünüze karşı olanlar da aynısını yapıyor.Dolayısı ile aslında görüşler paylaşılmaktan çok kutuplaşıyor. Neyin doğru neyin yanlış olduğu anlaşılamadan insanlar birbirine düşmanlaşıyor.

Günümüzün sosyal medya sitelerinin en felaket noktası da bir önceki tecrübede belirtilen gösteriş kısmı. Gösteriş, insanları birbirini çekememezliğe ve zaten yeterince fazla olan rekabeti arttırmaya sürüklüyor. Örneğin bir arkadaşınızın yurt dışında tatildeyken çekilen fotoğraflarını paylaşması, sizin de tatil harcamalarınızda sınırlarınızı zorlamanıza neden oluyor. Veya önceden söylenildiği gibi, lüks restoranlarda yenilen yemeklerin fotoğraflarının paylaşılması birden bire evinizde kendi ellerinizle yaptığınız yemekten zevk alamamanıza sebep oluyor. Paylaşımlarınızın beğenilmesi veya ikişer kelime ile yorumlanmasının bir boka yaramadığının anlaşılması çok uzun sürmüyor.

Peki yapılması gereken ne? Bana göre yalnızlıktan şikayet etmeyi bırakıp birşeyler yapmak. Kendinizi sokağa atın. Birkaç bira alıp arkadaşınıza gidin. Sevdiğiniz insanları bir yerde çay-kahve içmeye davet edin. Berbaber tatil planları yapın. Bunları yaparken de asla malum sitelerden haberleşmeyin. Gerekirse çat kapı gidin. En kötü, bir telefon açın.
Günümüzün zaman öldürme araçları olan sosyal paylaşım siteleri çağın en büyük belalarından biridir kanımca. Sitelerde paylaşılan içerikler aslında günümüz insanın ne halde olduğunu açıkca gözler önüne serer nitelikte.Birçok kişi utanma duygusunu kaybetmiş ve olur olmadık birçok şeyi profilinde paylaşır olmuş durumda. Örneğin, küçükken annemiz ve babamız karşındaki insanla paylaşmadan gözünün içine baka baka yemek yemenin uygun bir davranış olmadığını, gösteriş yapmamanın erdemli bir davranış olduğunu, mütevazi davranmanın gerekliliğini anlatır,her zaman paylaşmaya teşvik ederlerdi. Biz de her zaman paylaşımcı olmaya çalışırdık ve birçoğumuz da bu şekilde davranmaya özen gösterirdi bu sosyal medya araçları yaygınlaşmadan önce. Şimdilerde bakıyorum, insanlar Boğaz'da yedikleri yemeğin fotoğrafını paylaşıp "Boğaz'da yemek qeyf" gibi bir de samimiyetsiz bir laf ederek gösteriş yapmaya ve kendisinin Boğaz'da o lüks restaurantta yemek yiyebilecek kadar parası olduğunu göstermeye çalışıyor. Belki de paylaştığı bu tarz fotoğrafları gören karşıcinsinden biriyle tanışma veya görüşme ihtimalini düşünerek...

Paylaşılan özçekimler ise kişinin kendi egosunu tatmin etme yolundaki girişimidir. Kendisinin ön kameradan onlarca fotoğraflarını çeken bir kişi, aralarından en beğendiği fotoğrafı profilinde paylaşarak insanların kendisini beğenmesini bekliyor. Kişi bu şekilde kendisini beğenenlerin olduğunun bilincinde olarak daha bir özgüven sahibi oluyor hele de beğeni sayısı 50 veya 100leri bulduysa. Bir de "çok güzelsin/yakışıklısın" tarzında yorumlar alınca ego fırlaması yaşanıyor. Beğenilmek, takdir görmek hepimizin istediği birşey. Sosyal medya bize bunu hiç zahmetsiz sağlıyor.

Toplu halde çekilen özçekimlerde de " benim arkadaşım var" demek istiyor insanlar ve bu yüzden paylaşıyorlar. Arkadaş sahibi olmanın zor olduğu bu dönemde kırk yılda bir görüştüğü arkadaşıyla fotoğraf çektiren birisi bunu yayınlarak çevresini genişletmek, yeni kişiler tanımak istiyor. Yalnız insanla kimsenin arkadaş olmayacağının bilincinde birçok kişi, bu yüzden yine bir gösterişle bu işi çözmeye çalışıyor.

Beğeni almak, arkadaş veya kız/erkek arkadaş edinmek insanların sosyal medyayı kullanma konusundaki temel hissiyatları olduğunu düşünmekteyim. Temel sorun da iletişimsizlik ve bunun sonucunda yalnızlığa sürüklenme korkusu.
Sayfa: