DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Takiye


Son 10-15 yıldır ağır doz takiye tecrübe etmiş bir milletiz. Takiye, bir işi olduğundan farklı göstermektir, hatta çoğu zaman iftira niteliğindedir. Sonuçta bir çeşit aldatmadır.

Fakat tam manası ile anlatabilmek için şu örneği vereceğim:
Bir çoğumuz, bilhassa küçükken arkadaşları arasında yaşamıştır: Arkadaşlarınızın arasından biri osurur ve hemen "Kim osurdu lan!?" diye etrafına sorar. Hatta yeterince inandırıcı olamadığını farkederse "Yine sen osurdun değil mi lan?" diye birisine yüklenir. Özellikle hedef gösterilen kişinin "Valla ben osurmadım!" şeklindeki feryatları diğerlerinin gözünde "inkar" gibi algılanacaktır. Takiyeyi o anda elbette farkedebilen tek kişi iftira atılanın ta kendisidir. Fakat "Ben yapmadım"larının işe yaramadığını farketmeye başlamasıyla asıl yapması gereken şeyin takiyeyi devam ettirmek olduğunu anlar. Yani, o da takiye yapmalıdır. Fakat üzerine atılı suçu bir başkasına yükleyebilmesi için daha da inandırıcı bir şekilde takiyenin özüne kendinden de birşeyler katması gerekir. Ayrıca suç, ilk takiye yapanın üzerine geri yönlendirilemez.Çünkü onun, olayı ortaya doğru veya yanlış, ilk ortaya koymuş olmasından gelen gücü vardır. "Hayır, asıl sen yaptın!" diyerek onun üzerine geri yönlendirme yapmaya çalışmak diğerlerince "inkarın devamı" olarak algılanacaktır. Böylece muzip bir tavırla hemen "Lan bu Ahmet'in osuruk kokusu, geçen osurmuştu da kokudan bayılmıştık!" der. Hatta o son "kokudan bayılmıştık!" kısmına arada kendisine en yakın gördüğü ve kendisini destekleyeceğine inandığı bir arkadaşını katararak "Lan bu Ahmet'in osuruk kokusu, geçen osurmuştu da 'Mehmet'le' kokudan bayılmıştık!" diyiverir. İşte o anda Mehmet te takiyeyi farkeder, ama iftarının gidişatından endişe eder. "Osurma suçu"nun en sonunda kendisine kalma ihtimalini de düşünerek, hazır fırsat varken kendisini kurtarabilmek için hemen söyleme katılır: "Evet evet! Bu osuruk Ahmet'in!!!" der. Artık Mehmet te takiyecidir.

İşte bu son noktada ihale Ahmet'e kalır. Ahmet'in kurtulması çok zordur. Çünkü artık karşısında kalabalık ve güçlü bir kesim vardır. Hatta hazır Ahmet suçlu ilan edilmişken diğerleri de hızla takiyeye katılıp "evet, evet Ahmet osurdu" diyivericeklerdir.

Bu arada asıl osuran kişi, ciddi bir iktidar kazanacak ve elbette kendi yaptığı işin gizlenmesini sağlayan ve takiyeyi devam ettiren diğerlerine bu gücünden pay verecektir. Onlarla birlikte espiri yapacak, gülüp eğlenecektir. Ve hatta zaman içerisinde çevresine insanları toplayan bu "iktidarı" farkeden diğer saflar da sürü psikolojisi ile onlara katılacaklar ve bu hiyerarşik yapıda yukarıdan aşağıya giden kademede kendi yerlerini bulacaklardır.

Peki oluşturulan hiyerarşiden sonradan biri kopmak ister veya birşeyleri itiraf etmek isterse ne olur? Artık daha da güçlenmiş olan takiye onu hainlikle ve hatta yine takiyeyle, iftira atmakla suçlayıp, ezip geçecektir.
Sayfa: