DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Taşra vs Büyükşehir


Taşrada bir kez gördüğünüz bir insanı bir kez daha görme ihtimaliniz çok yüksektir.Dolayısıyla hesap verme zorunluluğundan hareketlerinizi ve karakterinizi dengelemek durumunda kalırsınız.İstanbul gibi büyük şehirlerde ise bir kez gördüğünüz bir insanı bir kez daha görme ihtimaliniz hayli düşük olduğundan kaptı kaçtı kültürü yerleşir.Herkes birbirine atabildiği kazığı atar ve uzar.
Aynı mantık üzerinden devam edilirse taşrada büyük şehirlere nazaran insanların kardeş gibi yaşayacağı aşikardır.Hem sınırlı olanaklar içerisinde insanın insana muhtaçlığı, hem de yine aynı hesap verme zorunluluğu insanları birbirlerine yakın olmaya zorlar.Bu yüzden komşuluk ilişkileri taşralarda daha fazla olur.Büyük şehirlerde ise kalabalıklar içinde yalnız kalmak vardır.Taşrada sevgiliniz olduğunda bu durum kısa zaman içerisinde dilden dile yayılır.Büyük şehirde ise bu tip durumlar ancak yakın çevrenizce bilinir.
Büyük şehirlerde banka ATM'lerinden para çekmek bile az-buçuk streslidir; sağınıza-solunuza, arkanıza ve hatta kartınızı taktığınız bölmeye şöyle kısaca göz gezdirirsiniz.Neme lazım?Birileri hesabınızdaki paraya çöreklenmek istiyor olabilir.Küçük şehirde ise genelde paraya ihtiyacınız yoktur çünkü parayla yapılacak işler büyük şehre nazaran daha azdır, ya da zaten paranız yoktur..:)
Büyük şehirde trafik stresi ve park yeri problemi vardır.Küçük şehirde otomobil ihtiyacı azdır ya da öyleymiş gibi hissedilir.
Küçük şehirlerde herkesin bildiği ve günün belli saatlerinde gittiği belli başlı işletmeler vardır.Kimse kimseye haber vermeden aynı mekana gider ve herkes birbiriyle muhattap olur.Bu durum sürekli geyik yapmak gibi enteresan bir zorunluluğu ortaya çıkarır.Büyük şehirde ise arkadaşlarla buluşulacak ise illaki birilerine telefon açmak mecburiyetindesinizdir, ama telefon açtığınızda arkadaşlarınızın bir çoğu trafik stresini çekmek istemediklerinden, hafta içi çok yorulduklarından veya herhangi bir başka mazeretten dolayı, eğer size çok yakın bir yerde ikamet etmiyorlarsa ve olağan üstü bir organizasyon planlanmamışsa gelmek istemeyeceklerdir.
Büyük şehirlerde acil bir sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğunuzda, (örneğin kalp krizi geçiriyorsunuz veya bir kaza geçirdiniz ve kan kaybından ölmek üzeresiniz)ambulansı ararsınız ve ambulans trafikte kalır, bulunduğunuz yere yetişemez ve ölürsünüz.Küçük şehirde ise aynı durumda ambulans çağırmak için telefon açtığınızda, telefonun diğer ucunda olması gereken görevli o ana kadar onu kimsenin aramamış olmasından kaynaklı bir rahatlık içerisinde o bölümde bir arkadaşıyla geyik yapıyor olabilir, görev başında uyuyor olabilir ve dolayısıyla ambulans yine gelemeyecektir.
Sağlıktan dem vurmuşken, büyük şehirde caddelerin kenarlarında arabaların park ettiği kaldırımarda eşofmanlarını giymiş ve arabaların egsozt dumanları arasında spor yaparak daha sağlıklı olacağını düşünen insanlar görürüz.Küçük şehirlerde ise yeterli spor alanları olmadığından yakınırız ama yine de daha yeşil ve oksijeni bol alanlarda yaşamımızı sürdürürüz.
Taşrada gece olunca hayat biter, büyükşehirin bu konuda birkaç saat daha toleransı olsa da gece yarısı olunca tüm toplu taşıma araçları bal kabağına dönüşür.
Sayfa: