DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Tekirdağ


Tekirdağ'ın bambaşka bir şehir olduğunu bugün bir kez daha anladım. Yeğenimin tabletini tamir edip Tekirdağ'a götürdüm. Yemekti sohbetti falan vakit geçti,hava karardı. Bayağıdır sahilinde tur atmadığım aklıma geldiğinde amcamın kızını da alıp sahile turlamaya çıktık. Öyle koluma girip gezmesini çok sever cadı. Sahilde turlarken sahil boyunun perişan halde olduğunu gördüm. Kafeler yıkılmış, bar darmadağın halde. Ve her tarafta kanalizasyonda kullanılan betonarme borulardan vardı. Yükseklikleri insan boyundan fazla olan bu borular, devletin sahili özel bir kişiye satması üzerine getirilmiş sanırım. Birkaç ay önceki sağanak yağmurda sahil yanındaki oldukça işlek olan otoyol su altında kaldığından dolayı yer altı kanalizasyon sistemini büyütmek istemiş olablirler diye düşündüm. İçim gitti açıkçası. Adamın 50 yıllığına satın aldığını, oraya rezidans dikmek istediğine dair dedikodular duydum. İçim parçalandı açıkçası. Bunları düşünüyorken sahil boyunda yeğenimle ilerlemeye devam ediyorduk. O sırada yanımda bir araba durdu. İçinde iki kişi indi ve biri "pardon bir dakika bakar mısın?" diye seslendi. Yer soracağını sandığım şahıs, beni arabasına doğru yöneltti. Dedim Onur işler kötü galiba ormana yolculuk var :). Tabi düşündüğüm gibi olmadığı, arabanın direksiyon kısmında göstergelerin üstünde duran gülü bana gülümseyerek uzattığında anlaşıldı. Meğer yeğenimle beni sevgili sanmış. Neyse gülü 4 elle kaptım, yeğenime verdim. O da korkmuş, sarhoş olduklarını kavga edeceğimizi sanmış. Daha sonra sahilde ilerlemeye devam ettiğimizde kulağıma çok hoş bir klarnet sesi geldi. Uykumda olsam onu duyarım. Severek dinlediğim enstrümandır. Daha sonra sahilde 5-6 kişinin darbuka klarnet eşliğinde çalıp söylediklerini anladım. Yanlarına gitmesek de seslerini net duyabileceğimiz bir yere geçtik. Akşam güneşi, isyan gibi parçalarla mest olduğumu söyleyebilirim. Eve doğru dönerken, ışık değişim sürelerinin 1 dk'dan fazla olduğu bir yerde uzun yolculuk seyahati yapan bir otobüs duruyordu. Birkaç çalgıcı ve yine klarnet, darbuka ile keman ellerinde otobüsün kapısı açılınca içeri girdiler. Orada da yolculara güzel bir çalgı şöleni sergiledikten sonra biz de onlar da dağılma faslına geçtiler. Motosiklete atlayıp eve dönmeyi ilk defa canım istemedi. Bu günü yaşayıp anlatmak hatta yaşatmak isterdim inanın. Sizde belki bendeki gibi etki yaratmamış ya da yaratmıyor olabilir. Ama o hissiyatı bir başka...

Toplam 13 fotoğraf bulunmaktadır
Çocukken bana sorsanız, Tekirdağ cennetle eşdeğerdi. Otobüsle Topkapı terminalinden çıkmanın bir saati bulduğu zamanlarda, Marmara Denizi'nin kıyısına ulaşıp ayçiçeği tarlarının ve üzüm bağlarının arasından yol almaya başladığımız anda, cennete yaklaşıyoruz demekti...

Şimdi ise İstanbul'la birleşmiş, doğa namına pek birşey kalmamış. Nüfusun artmasına ve "büyük şehir" olmaya sevinen çok. Eskiden ayçiçeği olan yerlerde şimdi yeller bile esmiyor. Her yer betonarme konut...Herkes merkezde yeni açılan Tekira isimli AVM'den bahsediyor. Tekirdağ'ın tarihine ışık tutan ahşap evleri bir bir yıkılmış. Kimisi bilinemeyen(!) sebeplerden yanmış. Elbette korumaya çalışan yok. Beş altı yaşlarındayken yüzmeyi öğrendiğim denize şimdi bok akıtılıyor, kokusunu buram buram alabiliyorsunuz. Çok değil birkaç yıl evvel denize girilen kumlukların kenarına taşlar dizilmiş. Yani artık orası denize girme yeri değil, sadece deniz kıyısından yürüyüş yeri. Yani kordon hesabı. Tabi Tekirdağ'a sonradan gelenler çok memnun. Ne de olsa sahil kenarında yürümeye yolları oldu...

Belediyeceilik, çöp arabaları, çöp kutuları, çöplerin toplatılması; kısaca hep çöp üzerinden yapılıyor. Denizle ilgilenen yok. Belli ki deniz ile ilgili şikayeti olan yok. Ya da belki deniz çok oy getirmiyordur...
Tekirdağ...Benim memleketim.Toprağına suyuna kurban olduğum.Namık Kemal'in de memleketidir.Rakısı ve köftesi meşhurdur.İnsanlarımız cok sıcak kanlıdır. (Trakya insanları ne de olsa). Hiç tanımadığı bir insanla bile dertleşip eski sıkı dostlarmıs gibi muhabbet ederler. Yol tarifinde pek başarılı değillerdir :) Kumbağ, Altınova, Değirmenaltı'nı gezip görmenizi tavsiye ederim.Balik ekmeğin tadına da bir bakın pişman olmazsınız. Yollarında bayırı çoktur baştan söyleyeyim de ben. Bir keresinde babamla motorsikletle geri geri gitmistik çıkamamıştık da o derece dik bayırdı :). Macarların özgürlüğüne önderlik etmis olan Rakoczi'ye de ev sahipligi yapmistir ölene kadar. Rakoczi müzesi vardir. Bazı yerlerinde ahşap evlere de göz atabilirsiniz. Bir kısmı restore ediliyor. Şimdilik bu kadar iş görür herhalde.
Sayfa: