DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.

Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.
Sayfa:

Toprağın Çocukları



Toplam 1 fotoğraf bulunmaktadır
Oyuncuları iyi ama oyunculukları kötü, üzerinde yeterince çaba gösterilmemiş (belki de gösterilememiş) bir film Toprağın Çocukları. Ama bir o kadar da değerli ve bu yüzden izlenmeli. Köy enstitülerinin ne için kurulduğunu ve nasıl kapatıldığını biraz olsun anlamamız için iyi bir örnek. Bu dönemde bu tip filmlere yeterince yatırım yapılmamasının sebebi de aşikâr. Zaten Toprağın Çocukları filmi kadrosu da gönüllülük esası üzerine bir eser inşaa etmeye çalışmışlar. (Yapımcının borca girerek filmi zor şartlar altında vizyona soktuğu söyleniyor.)

“Ulusu sömüren, toplum yaşamını bozan okullar açmak istiyorlar. Bu okullarda karaktersiz adamlar yetiştirmek ve o adamları zekâ silahıyla güçlendirmek istiyorlar. Bunlar başkalarını kendilerine hizmetçi yapmak istiyorlar. Oysa canlı bir ortaklaşa çalışma yaşamı gelecek nesillere şekil verir. Biz enstitüleri bu yüzden kurduk. Onlarsa bu yüzden kapattılar.”
Köy Enstitülerini ve kapatılışını konu alan 2012 yapımı bir Türk filmidir. Türk sinema tarihine baktığımızda Köy Enstitülerini konu edinen bir film görmediğimizden konusu itibari ile merak uyandıran bir yapımdır. Oyuncu kadrosu da oldukça iyi görünse de film beklentilerin altında kalmış ve teknik anlamda çok da bir başarı sağlayamamıştır.
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve yine ilköğretim genel müdürü İsmail Hakkı Tonguç tarafından yürütülen, dünya üzerinde biricik ve sadece bizde uygulanmış olan Köy Enstitülerini bize hatırlatmış ve gözlerimizi doldurmuştur bu film. Sadece bu bile yeterlidir izlenebilmesi için.

Köy Enstitüleri fikri Atatürk tarafından ortaya çıkarılmıştır. Devrimlerini birer birer hayata geçirmeye çalışan Mustafa Kemal Atatürk, o dönemde henüz daha yeni Amerikalı düşünür John Dewey tarafından ortaya atılmış “Yeniden Yapılandırmacılık” eğitim programını incelemiş, araştırmış ve 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılmasından sonra John Dewey’i ülkemize davet etmiştir. Öğretmen yetiştirmek amacıyla kurulan Köy Enstitüleri fikri John Dewey’in yeniden kurmacı eğitim düşüncesi doğrultusunda uygulanmıştır. Şu anda birçok Avrupa ülkesinin kullandığı bu eğitim programını o tarihlerde dünya üzerinde ilk olarak biz uygulamışız. Sadece teknik bilgi değil, dokunarak, hissederek, uygulayarak ve öğrencilerin psikomotor alandaki gelişimlerine de önem verilerek, her öğrencinin birer enstrüman çalması sağlanmıştır. Eğitimde ciddi bir reform gerçekleşmiş ve geleceği aydınlatacak uygulamalar yapılmıştır. Okuyan, araştıran ve düşünen nesillerin yetişmesini istemeyen birtakım kimseler tarafından bu enstitülerin "komünist yuvası" olduğu gerekçesi, kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim görmeleri gibi sebepler öne sürülerek zorla kapattırılmıştır.

Köy Enstitüleri hakkında filmde seslendirilen İsmail Hakkı Tonguç’un konuşması ülkemiz ve geleceğimiz için ne kadar önemli bir eğitim programının kapattırıldığını anlatıyor:

“Bizanstan bu yana ilk defa bu topraklarda kendi elleriyle açık hava tiyatrosu inşa eden çocuklardan 18 bine yakını öğretmen, altı bine yakın sağlık memuru devşirildi, kaval sesinden öteye ses bilmeyenlere akordeon ve trampet, bağlamadan öteye saz bilmeyenlere piyano çaldırttık. 21 Köy Enstitüsünde 15 bin dönüm toprak işlenmiş, 750 bin fidan dikilmiş, 1200 dönüm bağ oluşturulmuş ve 150 büyük yapının içinde 60 atölye kurulmuştu. Eliyle aba dikemeyenlere makinelerle giysi diktirdik, kendi elleriyle inşa ettikleri kütüphanelere girip dünya tarihinin en önemli eserlerini okudular, ağzını açtığında başına vurulup susturulan çocuklar sahnelere çıkıp devleştiler, ışıl ışıl sesleriyle şiirler okudular. Bu toplumun gençlerine şöyle bir bakın eğer onlar gülümsüyorsa toplum da gülümsüyordur. “

Bu filmi izledikten sonra herkesin aklına tek bir soru geldiğinden eminim: Köy Enstitüleri kapanmamış olsaydı ülkemiz bu halde olur muydu?

Özellikle belki de bunu bu günlerde daha çok sorar olduk. Sürekli değiştirilen eğitim müfredatı, atanamayan öğretmenler, kalitesiz öğretmen yetiştirme ve kadrolara kendi istedikleri insanları yerleştiren devlet yetkilileri, gün geçtikçe çoğalan imam hatip okulları ve sonrasında yetişen okuduğunu anlamayan çocuklar, kalifiye olmayan elemanlar ve gittikçe bozulan ekonomi. Gerçekten artık eğitimde ciddi bir reform lazım.
Sayfa: