DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Türkiye'de erkek olmak


Kadınlar günü yaklaşırken, kamu spotu niteliği taşıyan bir reklam ile karşılaştım. Reklamda “Son bir yılda Türkiye’de 300’den fazla kadın cinayeti işlendiğini biliyor musunuz?” diye bir ifade vardı.

Aşağıda paylaştığım istatistikleri kendi algınıza göre objektif bir şekilde değerlendirmeye çalışın:

Türkiye’de son 1 yılda cinayete kurban giden kadın sayısı:
300’ün üzerinde

Türkiye’de son 1 yılda cinayete kurban giden erkek sayısı ise: 1000’in üzerinde

Türkiye’de ölümle sonuçlanan intihar vakaları: Yıllık yaklaşık 3000 (%75’i erkek)

Türkiye’de “eceli” ile ölenler arasında 75+ yaş grubu hariç tüm yaş gruplarında erkekler kadınlardan daha çok ölüyor.
Geçenlerde dışarıdayken telefonum çaldı. Arayan bir arkadaşımdı. Bir diğer arkadaşımla birlikte bana yakın bir yerde bir cafede oturduklarını söyledi ve beni de davet etti...

İki kız oturup çene çalıyorlardı. Mekana vardıktan hemen birkaç "naber-nasılsından" sonra arkadaşım :
-Erkekler...Her yerde bakıyorlar. Caddede, sokakta. Bakkala giderken, sinemaya giderken. Okulda, alışverişte. Sürekli toplu halde süzüyorlar. Geçen X cafede oturuyoruz yine ikimiz. Yanımıza bir çocuk geldi. "Çok masum bir güzelliğin var." dedi. İçimden "Hey Allah'ım" dedim. "Bir yerde de rahat rahat oturamayacak mıyız?" İllaki bir bakış, bir teklif.

Arkadaşıma hayatında hiç bir erkeğe çıkma teklif edip etmediğini ya da benzeri bir şey yapıp yapmadığını sordum...
-Hayır. Hayatımda hiç erkek aramadım ki!

Olayda bahsini geçirdiğim arkadaşım öyle muhteşem bir kız değil. Açık saçık giyindiğini de hiç görmedim. Kendisi gayet mütevazidir. Hal ve tavır yönünden çekingen olduğu bile söylenebilir. Ancak yine de erkeklerin ilgisinden şikayetçi. Sosyal medya hesapları olmayan biri. Sadece malum sitede aktif olmayan bir profili var. Şu anki erkek arkadaşını da bu hesabı ile bulmuş. Hesabını kısa bir süreliğine aktif edince erkekler ona yazmışlar. O da aradan seçmiş bir tanesini, beğenmiş almış...

Diğer arkadaşım konuya giriyor :
-Sürekli gergin ve sinirli durmak zorundasın. Yanında başka bir erkek yoksa mutlaka erkeklerin ilgi odağı oluyorsun. Çok rahatsız edici bir şey. Sosyal medyada ufacık bir paylaşım yapayım, onlarca ekleme talebi, dürtmeler, naber-nasılsınlar. Bıktırıcı...Bu ülkede yaşanmaz!

Ben de o anda aynı şeyi düşünüyorum. Bu ülkede yaşanmaz. Kadınımız bir tuhaf. Erkeklerden şikayetçi. Haklılar, ama bence bir yere kadar. Kendisi teklif etmiyor. Ona teklif gelince rahatsız oluyor. Zaten erkek teklif etmediğinde de korkak ve pasif olarak değerlendiriliyor. İşine gelince sosyal medyadan karpuz gibi seçebiliyor. Nasıl olsa her yer erkek! Hem de her yer! Birinden sıkılırsa yine açar sosyal medya hesabını. Tipine bakar, yaşına, boyuna, kilosuna, kariyerine... Kaybetme, yalnız kalma korkusu yok. En kötü ihtimalle "idare edebileceği" birini bulur kendine.

Üstelik erkek dediğin kadınını taşıyabilmeli. Yedirmeli, içirmeli, giydirmeli. Kadınına sürekli iyi hissettirmeli. Yaşatmalı onu!
Bilirsiniz, insanın yaşamak ve mücadele edebilmek için motivasyona, amaçlara ihtiyacı var. Doğal yapısı gereği kadınlar davetkar, erkekler ise rekabetçidir.

Hal böyle olunca erkekler kadınların yönlendirdiği yolda rekabet etmek ister. Nitekim doğada gözlemlenebileceği üzre erkeğin en önemli motivasyonlarından biri “kadındır”.

Dünyanın değişik “yörelerinden” kadınlar tanıdım. Ancak erkeklerin inanacağı fakat kadınlarımızın ısrarla reddettiği somut bir gerçek var ki; bu ülkede kadınlar maddiyata çok değer veriyor. Maddiyat dediğim yalnız paradan ibaret değil. Maddi, yani hissi olmayan…Büyük para, büyük vücut, büyük penis, büyük araba, şehir merkezinde bir rezidans, tripleks bir villa…Belki otoriteyi temsil eden bir mevki veya bir şeylerin sahipliği, patronluk... Kadın maddi ve çok olanı, büyük olanı istiyor. Erkek stratejisini buna göre ayarlıyor ve bu yönde kendini geliştirmeye çalışıyor. Rekabetini bu yöne odaklıyor. Zira kadınlar diğerleri ile”t.şak” geçiyor.

Sürekli maddi şeyler elde edilmeye çalışılan toplumlarda, insanların birbirini daha çok ezmeye çalıştığını, mafyalaşmanın arttığını, suçun, tecavüzün yaygınlaştığını söylemeye gerek var mı?
Bu ülkede kadınların, eğitimi, kültürü, düşünceyi, felsefeyi, zekayı, demokratikliği, adilliği yücelttiğini ne zaman gördünüz? Hemcinslerime soruyorum: Yeni tanıştığınız bir kadından duyduğunuz ilk birkaç cümleden biri “ne iş” yaptığınızı öğrenmeye yönelik değil mi? :) Şuna emin olun ki erkekler (daha önce başka bir tecrübede işlendiği gibi) lüks bir arabayı çoğunlukla kadınları daha rahat elde etmek için isterler. Azıcık kafası çalışan her erkek aslında 4 tekerlekli bir oyuncağın birkaç milyon euro etmeyeceğini bilir! Eğitim-Kültür gibi kavramların üst düzey olduğu, orta sınıfın sağlamlaştırıldığı ülkelerde kimsecikler bir üst model araba satın almak için bir taraflarını yırtmazlar.(Örnek: Yeni Zelanda, İsviçre)

Kadın zorbalığa saygı duydukça erkek kendini o yönde geliştirir. Kadına şiddete hayır saçmalığı tecrübemde anlatmaya çalıştığım gibi şiddete cinsiyet verirseniz o toplumda şiddet tırmanır. Ayrıca ona buna “hayır” diyerek bir arpa boyu yol kat edilmez. Şiddet cezalandırılırken, karşısında olan her şey ödüllendirilmelidir.

İlk ve orta öğrenim gördüğüm yıllardan beri kadın ve erkek üzerine çok sıkı gözlemler yaparım. Bu gözlemlerim sonucunda cevabını aldığım soruları size sorayım:
Sınıfınızdaki güzel kızın dikkatini çeken serseri Eşref miydi, yoksa dünya klasikleri okuyan Fikret mi?
Mahallede kızlara laf atıp ıslık çalan “delikanlılar” belki birkaç kez terslendiler ama sonunda kız arkadaş buldular fakat “yanlış anlaşılmaktan korktuğu için” kızlara yanaşamayan hissiyatlı arkadaşlarımız yalnız kalmadı mı?

Veya;

Başınızda binbir türlü sıkıntı varken kız arkadaşınız kendi saçma sapan problemleri ile meşgul etmedi mi sizi?
Verdiği sözlerin tamamını tutan kaç kız gördünüz? Bu sayı erkeklerde az, kabul. Ama kızlarda hiç yok!
İnsanları birbirine düşürüp çıkan mücadelede egosunu kabartan az mı kız var?

Ülkedeki erkek yoğunluğundan gelen talep fazlasını hangi kız arkadaşınız size hissettirmedi söyleyin. Bir problem çıktığında onu çözümlemek zorunda kalan siz, tribi atan o olmadı mı?

Şimdi çok vahim bir olay yaşandı ve sorumlusu bütün erkekler oldu. Evet kabul, olay çok kötü. Suçluların en ağır şekilde cezalandırılması gerekir. Fakat “aman erkek şöyle kötü, erkekler böyle pislik” demenin alemi ne? Bişeyi iyi analiz edip kaynağını bulmayı iyi öğrenmemiz gerekiyor. Toplumu kadın-erkek diye ayırmanın çok tehlikeli olduğunu, bu yönde söylenen her sözün bizi haremlik selamlık formata geri döndürecek adımlara mahal vereceğinin ve benzeri olayları arttıracağının kaç kişi farkında? İnsanlar böyle yanlış tepkiler verdikçe, olayın “kadınsızlıkla” çok derinden bir alakası varken çözüm olarak daha da kadınsızlaştırmayı sunacaklar bize.
Sayfa: