DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Yavru Kedi ve Amaçsız Sokak Çocukları


Bugün gördüğüm ve çoğumuzun bir şekilde tanık oldugu bir olaydan bahsetmek istiyorum. Annesinden ayrı düşen bir yavru kedinin başına gelen sıkıntılar. Genellikle yaramaz mahalle çocuklarının başının altından çıkıyor. Doğadaki en tehlikeli tür olan insan oğlunun gözündeki acımasızlığın daha çocuk yaşlardan başladığının ve çocukların hiç o kadar masum olmadığının bir kanıtı...

Cümlelerim buram buram nefret kokuyor olabilir, doğrudur, zira doğadaki herhangi bir canlıyı insanlardan daha yakın bulurum kendime. İnsnalara güvenmediğim kadar onlara güvenirim. Ve bu tarz olayları o kadar fazla görmeye başladım ki, bir yerden sonra görmeye dayanamamaya başladım. Bugünki manzarada öncekilerden farksız duruyordu. Kendine eğlence arayan sokak çocukları bir yavru kediyi çevrelemişti yine.

En başta farketmemiştim oysa ki. Keşke farketmeseydim. Keşke yürümeye devam etseydim. Çünkü arkamı dönüp baktıgımda çocukların tam ortasında bir yumak gördüm. Beyazlı, siyahlı renkleriyle klasik bir sokak kedi yavrusuna benziyordu. Çocukların arasına girip eğilip kediyi incelemeye başladım. Tüyleri bakımsızdı. Yeryer ıslak yer yer kurumuş, derisine yapışmıştı. Buradan bakımsız ve annesini kaybetmiş bir yavru kedi olduğu anlaşılıyordu. Titriyordu. Belli ki üşüyordu.

Hayata onun gözünden baktım bir an. Hayatta bana en yakın kişiyi kaybettiğimi hissettim, etrafımda kümelenmiş, gürültü çıkaran dev varlıklar tarafından çevrelendiğimi hayal ettim. Ve o an o yavru kedinin acısını paylaştıgımı hissettim. Onu sevmeye başladım. Usulca bacaklarımın arasına geldi. Kalabalıktan kaçmak istiyordu. Kalabalıktan kaçmak istiyorduk. Çocukların rahat bırakmasını istiyordum. Ama nasıl yapabilirdim. Onlara önce kedinin hasta oldugunu dokunmamalarını söyledim. Defalarca. Karşılık olarak ellerine aldılar kediyi. Kediyi alıp farklı bi yere götürmeyi düşündüm. Ama ne olacaktı ki? Nereye koyarsam koyayım, hayat onun yüzüne gülmeyecekti, farklı sokak çocukları çevreleyecekti etrafnı, tanımadığı kediler saldıracaktı, köpekler saldıracaktı. Burada kalırsa belli annesi tarafından tekrar bulunacaktı.

Onu elime alıp yüzüne baktım. Sağ gözünün üstü sarı-yeşil arası bir iltihapla kapanmıştı. Yarı kör sayılırdı. Her geçen saniye çaresizliğim beni mahvediyordu. Yapabileceğim birşey yoktu. Evime götüremezdim, ailem izin vermezdi, veterinere götürecek vaktim yoktum, buluşmam gereken insanlar vardı. Ve bana en çok acı veren seçimi yapmak zorunda kaldım. Orada bıraktım onu. O sırada bir çocuk karton kutu getirmişti, "Hadi kutuya koyalım" diye bağırıyordu. Koşarak kaçtım oradan. İçim yanıyordu. Daha fazla görmek istemedim bu anı.

Sizlere mutlu bir son verebilmeyi isterdim ama ne yazık ki bu olayın sonunda bir daha o kediyi göremedim. Belki biri benim gibi düşünüp acımıştır ve kedinin yerini değiştirmiştir. Ama o kediyi kurtaracak tek şey bir anneydi. Diğer tüm çözümler geçiciydi.
Sayfa: