DUYURU
Kapat
Tecrübelerinizi takip edin!
Sitemizde YAZAR olmak isteyenler yukarıdaki "yazar ol" butonunu kullanarak üye olabilirler. Artık yeni üyelere aktivasyon linki göndermiyoruz. Direkt giriş yapıp paylaşım yapabilirsiniz.

Kötü niyetli kişilerin paylaşımlarını otomatik olarak yayınlamamak için ilk defa üye olup tecrübe paylaşan arkadaşların paylaşımlarını bir süre bekletmek zorunda kalıyoruz. Yeni üyeyseniz paylaştığınız tecrübenin yayınlanması birkaç gün sürebilir. Takip ediniz.
Sayfa:

Zygmunt Krasiński



Toplam 1 fotoğraf bulunmaktadır
Polonya Edebiyatı'ndaki önemli ulusal şairlerden biridir.


Krasiński 19 şubat 1812 yılında Paris’te dünyaya geldi. Babası Kont Wincenty Krasiński ve annesi Maria Urszula Radziwiłł’dir. Babası önce Napoleon’un daha sonra Çar Nikolay’ın yaveriydi.
Çocukluğunu Napoleon’un nöbetçi alayının bulunduğu Chantilly kasabasında geçirdi. İyi eğitimli babası Zygmunt’un eğitimi için içlerinde Barones Helena de la Haye, Jozef Korzeniowski ve Piotr Chlebowskin’in de bulunduğu birçok tanınmış özel öğretmeni işe aldı.
12 nisan 1822 yılında annesi tüberkülozdan aniden öldü ve onun eğitimini önemsemiş olan ona mertliği ve onuru aşılayan babasının yanında aileye göz kulak oldu.
1826 yılında Varşova Lisesi’ne girdi ve 1827 yılının ağustos ayında yüksek derece ile diplomasını aldı. Varşova üniversitesinde hukuk okudu ve profesyonel çalışmalarına bu dönemde başladı.
O dönemde babasının isteği üzerine özgürlükçü öğrenci hareketlerine katılmadı ancak bu durum onun eğitim hayatını karışıklığa sürükledi. Öğrencilerle dayanışma eksikliği ve vatan manifestosuna katılmamak ile suçlandı.
1829 yılının mart sonlarında üniversiteden ayrıldı ve İsviçre’ye gitti. Bu sırada sürekli yazıyordu ve eserlerinde yer tutan dağ manzarası motifleri bu seyahatin bir etkisidir. Byron gibi ünlü romantik isimleri çeviriyordu.
1829 ekiminde yurt dışı çalışmaları için ülkesini terk etti ve Viyana, Prag ve Cenevre gibi Avrupa’nın büyük kentlerini gezdi.
Cenevre’de Polonya romantizminin en büyük temsilcisi ve geniş kitlelerce en iyi şair olarak adlandırılan Adam Mickiewicz ile tanıştı.
Hayatı boyunca üzerinde büyük bir etkisi olan babasına yazdığı mektupta Mickiewicz’i soğuk ve onurlu bulduğunu belirtmişti.
Aynı yıl İtalya’ya gitti ve Mickiewicz ile tekrar karşılaştı.
1831 yılında ayaklanma olacağı haberini aldı ancak babası ayaklanmaya katılmasına engel oldu ve onu Peterburg’a çara götürülüp takdim edildi. Hayatının en acı anlarından birini yaşadı.
Ayaklanmadan sonra Paris ve Roma başta olmak üzere dolaşmaya başladı. Bu arada İlahi Olmayan Komedya ve Irydion adlı eserleri üzerinde çalışmaya başladı.
Agay-han adlı oryantal tarihsel romanı 1833 yılında yayımlandı.
Roma’da tanıştığı Joanna Babrowa ile fırtınalı bir aşk yaşadı ve bu aşk pek çok lirik şiir yazmasına neden oldu.
1835 yılında İlahi Olmayan Komedya ( Nie-Boska Komedia) Paris’te basıldı.
Bu trajedi dört bölümden oluşur ve ilk iki bölümünde aile sorunlarından bahsedilirken üçüncü ve dördüncü bölümde toplumsal çatışma ön plandadır.
İlk iki bölümde anlatılanlar şu şekildedir:
Kont Henryk Maria ile evlenir. Fakat sonrasında kötü bir ruh, Henryk’in öncesinde aşık olduğu kız görünümüne bürünerek aklını başından alır. Maria oğlunun babası gibi şair olmasını ister. Bir oğlu olduğunu öğrenen Henyrk, evine geri döner, ancak Maria hastalanmıştır, tımarhaneye kapatılmıştır ve orada da ölür.
Çocuk Orcio dört yaşına gelir. Doktorlar kör olacağını söyler. Fakat Henyrk, oğlunun yüreğiyle gördüğünü bilmektedir.
Üçüncü ve dördüncü bölümde ise, halk ihtilalinin başladığından bahsedilir. Soylular, kuşatıldıkları kalede savunmaya geçerler. Kont Henyrk isyancıların kampını kıyafet değiştirerek ziyaret eder. Gördüğü, sefalet, açlık ve kana susamış insanlar topluluğudur.
İki grup arasında savaş başlar. Orcio, kör bir kurşuna kurban gider. Oğlunun ölümüyle perişan olan ve kalenin de düşeceğini anlayan Henyrk, surlardan aşağı atlayarak intihar eder. İsyancılar kaleyi işgal ederler, fakat yaralı isyancıların komutanı, aniden halefinin kollarına düşerek ölür. Son sözleri “Galilae vicisti” (Sen kazandın İsa) olur.
Görüldüğü gibi eser, tipik romantik drama özelliklerini taşımaktadır. Doğanüstü olaylar, doğal olaylarla birlikte verilmiş. İnsanların kaderlerini melekler, kötü ruhlar yönlendiriyor. Aşk, ıstırap, düş kırıklıkları, ölümler açık bir kompozisyon ile verilmiş. Sahne düzeni, mekanı değişiyor ve gururu için ölen kahraman da tüm bu özellikleri pekiştiriyor.
Bu eseri yazdığında 21 yaşında olmasına karşın, Krasinski’nin devrimlere karşı olduğunu görmekteyiz. Devrimciler, kan içici, barbar yaratıklar olarak anlatılıyorlar. Devrimci halk o kadar aşağılık ki, başkanları bile onları küçümsüyor. Bu elbette, şairde, babasının etkisiyle oluşan ve gittikçe kök salan bir düşüncedir. Aslında eserde ne devrimciler ne de soylular kazanıyor. Devrimcilerinin başkanının son sözünün “Sen kazandın İsa” olması bu bakımdan önemlidir. Bu bakımdan Kransinski’nin tek savunduğu, dinsel inançtır.
1836 yılında “Irydion” adlı dramasını yazmıştır. Bu eser, Romalıları anlatan, fakat Kasım Ayaklanmasına yapılan bir göndermeydi. Krasinski, Kahraman Irydion’un kimliğinde, başarının kin ve nefret ile değil, ruh gelişmesi, Tanrı aşkı ve sabırla geleceğini belirtiyordu.
Kısacası, hem “İlahi Olmayan Komedya”, hem de “Irydion” aynı amaca hizmet veriyorlardı: İsa aşkı üzerine kurulu bir yurtseverlik.
Krasinski, ülke içindeki işgal güçlerinin hatırı sayılır mal varlığına el konulmaması için eserlerini “anonim şair” olarak bastırıyordu.
Roma’da tanrısal bir yeteneğe sahip olduğunu düşündüğü Slowacki ile tanıştı.
1837 yılında ise yaşamının en büyük aşkı Delfina Potocka ile Napoli’de tanıştı. En güzel mektuplarını Delfina’ya yazdı. Jan Kott bu mektupları “Polonya romantizminin en büyük romanı” olarak değerlendirmiştir.
Krasinski’nin yaşamı boyunca yaklaşık 3500 mektup yazdığı söylenir. Kısacası, yaşamı boyunca, birkaç yüz adrese iki günde bir mektup yazmıştı sanatçı.
Delfina ile büyük aşk yaşamasına karşın, babasının arzusuna karşı gelmeyerek sevmediği bir kadınla, genç ve zengin bir soylu olan Eliza Branicka ile 1843’te evlendi. Ancak Bayan Potocka ile olan ilişkisini hiçbir zaman bitirmedi.
Felsefi eserleri olan “Ligenza’nın Üç Düşüncesi” (Trzy mysli Ligenzy) ve Mickewicz ve Slowacki’yi Hegelci bir anlayışla tez ve antitez olarak ele alıp yorumladığı “Juliusz Slowacki Hakkında Birkaç Söz” (Kilka slow o Juliuszu Slowackim) adlı çalışmalarını yayımladı.
Krasinski, Polonya edebiyatındaki Mesihçi eserlerden biri olan “Şafak Öncesi” (Przedswit) eserini yazmıştır. Buradaki mesihçi anlayışla, çekilen acıların gelecekteki kutsal günlerin müjdesi olduğu vurgulanmaktadır. İsa nasıl, ölümden sonra dirildiyse, Polonya da tüm bölünmelerden, işgallerden daha güçlenmiş olarak çıkacaktı.
Son yazdığı eser, “Sonuncular” (Ostatni) Sibirya cehennemini anlatıyordu. Krasinski, hiç Sibirya’da bulunmamıştı, fakat eserdeki kahramanı kırk altı yılını Sibirya hapishanelerinde geçirmiş bir yurtseverdi.
Krasinski, çok saydığı babasının yüzünden sürekli bir ikilem içerisinde yaşadı. Yurtseverdi, ama bunu istediği gibi gösteremedi. Ne tarafa geçeceğine karar vermekte hep zorlandı. Belki de bunun için Tanrı’ya sığınmayı uygun gördü.
1858 yılında babasının ölümü şairin sağlığının iyice bozulmasına yol açtı. Babasının ölümünden üç ay sonra, 1859’da 47 yaşında yaşama veda etti.

ESERLERİ:
• Powieści gotyckie (Gotik öykü)
• Agaj-Han (Agay-Han)
• Irydion
• Nie-Boska komedia (İlahi Olmayan Komedya)
• Przedświt (Şafak Öncesi)
• Psalmy przyszłości (Gelecek İlahileri)
• Fantazja życia ( Hayat fantezisi)
• Listy do Delfiny Potockiej (Delfina’ya yazdığı mektuplar)
• Psalm wiary ( İnanç İlahisi)
• Psalm nadziei ( Aşk İlahisi)
• O prawdach żywotnych narodu polskiego ( Polonya Ulusunun Önemli Gerçekleri Üzerine )
• Psalm żalu ( Acının ilahisi)
• Psalm dobrej woli (Özgür iradenin ilahisi)
Sayfa: